Zanzibar–Stone Town 1.gün

Zanzibar–Stone Town 1.gün

Manyaradaki otelimizde cibinliklerin içinde rahat ve huzurlu bir uyku çektik. Sabah 6 da kalktık. Valizleri toparlayıp 6:30 da yola koyulduk. Kilimanjaro havaalanı için yaklaşık 3 saatlik bir yolumuz vardı. Yol üstünde sabah okula giden çocukları, tarlada çalışan veya evlerinin önünde yoldan oturup geçenlere bakan Tanzanyalıları izleyerek kumanya kahvaltımızı yaptık. Arushadan geçerken felaket bir trafik kargaşasının içine düştük. Bir an uçağa yetişemeyeceğimizi düşünmeye başlamışken Estomih bir şekilde trafiği yarıp geçerek sıkışıklıktan bizi kurtardı.

Havaalanında Estomih nin hayvanları bize gösterdiği rehber kitabı satın aldım.

IMG_4482

Uçağımıza (Precision Air) zamanında yetişip yaklaşık 45 dakikalık bir yolculuktan sonra Zanzibar üzerinde alçalıp adaya indik.

IMG_4462

Hava safari bölgesinden oldukça farklıydı. Gerçek anlamda tropik bir ada iklimini iner inmez hissetmeye başladık. Nemli ve boğucu bir sıcak bizi karşıladı.

IMG_4465

Zanzibar adası ve Pemba adası Tanzanyanın Hint Okyanusunda 35 km doğuda bulunan Unguja bölgesini oluşturuyor. Eskiden Zanzibar ayrı bir sultanlıkmış.  1964 yılında Tanganyika ve Zanzibar birleşerek Tanzanya Birleşik Cumhuriyetini oluşturmuş. Zanzibar halen içişlerinde özerk dışişlerinde Tanzanyaya bağımlı bir konumda imiş. Nüfusunun %99 u Müslüman olan bu adanın dünyaca ünlü sahilleri özellikle İtalyanlar tarafından adeta işgal edilmiş durumda.

Daha havaalanında İtalyan hakimiyetini görmeye başladık.

IMG_4464

Bizden önce gelen herşeydahilci İtalyan grubun valizleri ve giriş işlemleri tamamlanmadığı için yaklaşık 1 saat pistin hemen yanında bekleme salonunun dışında bekledik. Daha sonra valizlerimizi alıp havaalanından çıktık. Beklediğimiz üzere bir anda onlarca papasi yanımıza geldi ve hangi otele gideceğimizi sordu. Hepsi bizi kendi anlaşmalı oldukları otele götürmek istiyordu. Anlaştığımız otelden bizi almaya gelmesi gereken şoför ise ortalarda yoktu. Papasileri kibarca reddedip şoförümüzü beklemeye devam ettik. Oteli telefonla aradığımızda geleceğimizin unutulduğunu anladık. Resepsiyondaki arkadaş hemen birini göndereceklerini söyledi. Beklemekten ve sıcaktan bunaldığımız için biraz canımız sıkıldı ancak 15 dakika içinde camları siyah şeritli püfür püfür klimalı bir araçla adamımız bizi karşıladı ve neşemiz yerine geldi.

Otelimiz tripadvisor.com da Stone Town butik otelleri içinde oldukça  iyi yorumlara sahip Zenji Oteldi.  Konum olarak Dar es Salaamdan gelen feribotların yanaştığı limana yaklaşık 100 m mesafede, balık pazarının hemen yanındaydı.

IMG_4473

Limanın yukarıdan görünümü

IMG_4574

Dışardan otelin bulunduğu bölge biraz ürkütücü geldi. Ancak gece geç saatte bile herhangi bir sıkıntı ile karşılaşmadık.

IMG_4467

Hollandalı bir ailenin işlettiği bir mekan. Kafe ve butikleri de var. Kendi markalarını yaratmışlar. Oldukça şık odaları vardı. Biz 1001 nights isimli odayı seçmiştik. Gelişte bizi terasta soğuk içeceklerle oldukça sıcak bir şekilde karşıladılar. Otelin sahibi Anneloes çocukları ile beraber Hollandada tatildeymiş ancak onun yokluğunda Zanzibarlı personelin yaklaşımı oldukça sıcak ve güleryüzlü idi.

Odaya yerleşip öğle sıcağına rağmen şehri dolaşmaya çıktık.  Otelin hemen yanındaki döviz bürosundan dolar bozdurup Tanzanya şilini aldık.

IMG_4468

Limandan sahil boyunca yürümeye başladık.

IMG_4469

İlk durağımız Old Dispensary. Hintli İngiliz kolonyel mimarisiında yapılmış 4 katlı bir bina Stone Townın en güzellerinden. Ünlü bir tüccara ait olan ev bir dönem dispanser olarak kullanılmış.

IMG_4472

Dispanserden görünüm

IMG_4474

Dispanserin yanında 1944 yılında sultantarafından dikilen dev bir banyan ağacı gözümüze çarptı. Ağacın altında taksiciler, papasiler, tekne turları düzenleyenle ve aylaklık eden Zanzibarlılar güneşten korunuyorlardı.

IMG_4475

The Old Customs House

IMG_4476

The Palace Museum

 

IMG_4477

IMG_4537

Ve karşınızda Stone Townın en önemli binası Beit el Ajaib (House of Wonders) Türkçe meali acayip ev. Geniş balkonları ve saat kulesi ile Dar es Salaamdan feribotla yanaşırken göze çarpan ilk bina ve şehrin siluetinin en önemli parçası. Şu anda Zanzibar Ulusal Müzesi olarak hizmet veriyor. 1883 te tamamlanmış ve zamanında Doğu Afrikanın en yüksek binası imiş. Stone Town da su, elektrik ve asansörün ilk kez kullanıldığı bina olması nedeniyle bu ismi almış.  Biz müzeyi gezmedik ancak içinde Zanzibar tarihine ve sultanlığına ait önemli eserler varmış. İlgisini çekenlere duyurulur.

Sıcak ve yorgunluğun etkisiyle mola ihtiyacı hissettik. Birşeyler yiyip içtikten sonra harita ve rehberimizi kapatıp Stone Townın labirentlerinde kaybolmaya karar verdik. Stone Townın Unesco koruması altındaki daracık sokaklarında beyaz entarili-takkeli erkek çocuklar, türbanlı çarşaflı miniminnacık kız çocukları, dükkanların önünde uyuklayan esnaf, evlerin önünde sohbet eden kadınlar ve ortalıkta aylak aylak dolaşan her milletten yüzlerce turistle beraber kaybolduk.

IMG_4483

 

IMG_4488

 

IMG_4502

IMG_4503

IMG_4504

Yolumuzun üstüne kahvesi ve terasının güzelliğiyle rehber kitaplarda (Rough Guide ve Lonely Planet) oldukça bahsedilen Zanzibar Coffee House çıkınca izin isteyip otelin terasına çıktık. Buradan oldukça güzel Stone Town manzaraları yakaladık.

IMG_4505

IMG_4506

Biz çatıdan Stone Townı izlerken hemen yakındaki medreseden Kuran okuyan çocukların sesleri geliyordu.

IMG_4507

 

IMG_4671

IMG_4672

Stone Town ın diğer bir özelliği de dünyaca ünlü kapıları. Kapılar Hint, Arap ve Afrika kültürü ile harmanlanmış ve evin içinde oturanların etnik kökenine göre farklılık göstermekte.

IMG_4673

IMG_4492

IMG_4496

IMG_4499

IMG_4669

IMG_4529

IMG_4531

IMG_4535

IMG_4550

Bol bol kapı fotoğrafladıktan sonra kendimizi pazar yerinde bulduk. Burası yerel halkın her türlü alışverişini yaptığı, kaotik ve karmaşık bir halk pazarıydı. Güneşin etkisiyle ortalıkta kötü bir koku vardı.

IMG_4523

 

 

IMG_4522

Pazaryerinin hemen yanında adanın her tarafına ulaşımı sağlayan açık hava minibüsleri olan dala-dala durağı vardı. Biz pek kullanmadık ancak yerel halkın tek ulaşım aracı buydu. İnsanlar balık istifi şeklinde bu araçlarla yolculuk ediyorlar. Oldukça hızlı ve bir o kadar da güven telkin etmeyen bir yolculuk şekli olduğunu ifade edebilirim.

IMG_4521

Bu fotoğrafı çekerken dala dalada oturan bir vatandaş el kol hareketleri ile biraz tepki gösterdi. Kendisini çektiğimizi zannetti sanırım. Ailecek zevkle izlediğimiz Ayna programında mzungu muamelesi görmekten son derece rahatsız olduğunu ifade eden  ve aslında din kardeşi olduğumuzu, bizim Hristiyan Avrupalılar gibi onları sömürmediğimizi her fırsatta vurgulayan Saim Orhan’ın neler hissettiğini anladımSmile

IMG_4520

Pazar yerinin diğer tarafında bir katedralin bahçesinde kara kıtanın ve insanlığın yüz karası olaylarından biri olan kölelik anıtını gördük. Zanzibar uzun yıllar Doğu Afrikadaki köle ticaretinin en önemli merkezlerinden biri olarak görev yapmış. Afrikada kölelik en son Zanzibarda kalkmış ve bu anıt onların anısına yapılmış.

IMG_4524

Kölelerin uzun süre tutulduğu zindanlar oldukça içi karartıcıydı.

IMG_4525

Bu kadar şehir turundan sonra labirent sokaklardan geri dönerek tekrar deniz kenarına güneşi batırmak için döndük. Burada en eğlenceli aktivite gün batımına yakın onlarca Zanzibarlı gencin elbiseleriyle denize atlayıp şakalaşmalarını diğer turistlerle beraber izlemek.

IMG_4539

IMG_4555

kumsalda top oynayan Zanzibarlı gençler

IMG_4565

Güneşi batırdıktan sonra açlığımız aklımıza geldi. Stone Townın en ilginç aktivitelerinden birisi de akşam hava karardıktan sonra Beit el Ajaibin hemen önünde deniz kenarındaki Forodhani Gardensta kurulan onlarca seyyar satıcının tezgahındaki deniz ürünleri, tropikal meyveler, şeker kamışı suyu, hamur işi Zanzibar pizzası adı verilen çikolatalı meyveli kreplerin tadına bakmak. Bu satıcılarda hijyen aramak dünyanın en gereksiz işlerinden birisi olabilir.  Ancak yüzlerce Batılı turistin tezgahların üzerindeki deniz ürünlerine adeta hücum ettiğini gözlememiz ve rehber kitaplarda ve diğer gezginlerin bloglarında ciddi bir tehlike olmadığını öğrenmemiz nedeniyle biraz tereddüt etmekle beraber biz de kendimize bir deniz ürünü tabağı hazırlatıp plastik tabak ve çatallarla ayaküstü karnımızı doyurduk.

IMG_4569

IMG_4572

Bunun üstüne bir de nutellalı krepi tatlı niyetine yedikten sonra rıhtımdan aydınlık bölgeleri tercih ederek otelimize döndük. Ertesi gün artık adalardan birine gidip denize girmek hedefimizdi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir