Yunan Adaları: Kos

Yunan Adaları: Kos

Bodrum Marina’dan bindiğimiz feribota 25 Euro ödedikten sonra 1 saat sonra Kos Limanı’ndaydık. Deniz kenarındaki büyük otelimizi daha limana yanaşmadan görmüştük. Kosta Palace özellikle merkezde bulunması açısından çok cazipti. Odanın gecelik fiyatı 100 Euro (4 kişi için). İki aile olarak kaldığımız odamızdaki mutfak sayesinde kahvaltılarımızı odada yaptık. Sonrasında lobide denize karşı içtiğimiz; fakat Grek Coffee olarak sipariş ettiğimiz Türk Kahvesi keyfimizden geri kalmadık.

Kaldığımız otele ait ilginç bir detay; çok sayıda gencin bu oteli tercih etmesi. Gerçi Kos’un genelinde yoğun bir genç turist akını vardı. Sanırım gece hayatı renkliydi; ama biz o sayfaları çoktan kapatmıştık. Odanın balkonuna çıktığınız anda, dörtgen bir avlunun çevresinde yükselen ve birbirini oldukça iyi gören balkonlarda oturan bir yığın kızlı-erkekli gruplar birbirine uzun uzun bakmak suretiyle saatlerini geçiriyorlardı. Neyse ki balkon kapıları çift camdı da uğultuyu hiç hissetmedik.

Kos Limanı’nın çevresi oldukça hareketli. Her 200m’de bir Türkçe sesler duyduğunuza sadece kısa bir süre şaşıracaksınız. Zira yaz boyunca tüm gazeteler Yunan Adalarını Türklerin ihya ettiğinden bahsetti. Dükkan sahipleri Türk olduğunuzu anladığı anda Türkçe konuşmaya ve satış yapmaya başlıyorlar. Adada yaşayan Türkleri de şivelerinden kolaylıkla ayırt edebiliyorsunuz. Şaşırmamanız gereken bir diğer nokta; limanlarda demirleyen Türk bayraklı, oldukça lüks teknelerimiz. Hani üniformalı personelleri olanlardan. Hani yelkenleri olanlardan. Hani çevreye bakınırken aynı zamanda okey oynayan sevimli sahipleri olanlardan. Bayrağa bakmana gerek yok, bil ki o bizim sulardan.

Liman kıyısı boyunca esen serin rüzgarla dinlenebileceğiniz çok güzel cafeler var. Sevenler için eminim ki harika frappeleri vardı. Benim frappeyle ilgili kötü bir anım var, o yüzden dondurmalarını da önerebilirim. Hatta dondurmalı revanileri gerçekten güzel. Yemek istemediğimde Yunanlı garson “Çoook guzeyll” demişti de kıramamıştım. Gerçekten guzeyllmiş.

Sokak aralarındaki çarşılar mutlaka gezilmeli. Klima uğruna hemen hemen her dükkanı geziyorsunuz zaten. Bence zevkinize göre bir şeyler mutlaka bulursunuz. Papillon’un yeni moda şapkası ve çılgın t-shirtü Kos’dan bize kalan bir anı.

Eğer yorulduysanız ve yine de gezmek istiyorsanız, yardımınıza mini trenler yetişiyor. Üstelik bu trenlerin farklı güzergahları da var. 30 dakikalık dinlenme için ideal. Üstelik treniniz yolda bozuluyorsa ekstra 15 dakika da trenden hediye. Neyse ki, sorun büyük değildi de inip yürümek zorunda kalmadık. Limandaki otobüs duraklarında trenlerin kalkış noktalarına rastlayacaksınız.

Kos, Hipokrat’ın doğup yaşamını sürdürdüğü adaymış. Adıyla anılan bir ağaç var. Hipokrat’ın Ağacı deniyor. Dev ağaç her ne kadar devasa da olsa Hipokrat’tan kalma olduğuna inanmak zor hatta imkansız. Hipokrat’ın MÖ 460’larda yaşadığını düşünürsek biraz zorlama olmuş sanki.

Adada Osmanlı izlerini de kolaylıkla görebiliyorsunuz. Defterdar İbrahim Paşa Camisi bunlardan bir tanesi.

Caminin hemen yakınında bir han bulunuyor. Yunan baklavasından, zeytinyağına, süngerinden, midye kabuklarına, sebzesinden meyvesine kadar alışveriş yapma imkanı bulabileceğiniz bir yer.

Denize girmek için Mastihari ‘deki plajlardan birini tercih etik. Geniş kumsalı, rahat şezlongları (yastığı bile var (!)) ve sakinliği ile keyifli vakit geçirdiğimizi söyleyebilirim. Kumsal geniş olduğu için herkes kendi halinde ve rahatsızlık verecek hiçbir şey yok. Plaj sonrası Mastihari’deki deniz manzaralı tavernalarda yemeğinizi yiyebilir ve ucuz dükkanlarından alışveriş yapabilirsiniz.

Kos’ta geçireceğiniz zaman kısıtlıysa denize girmek için kesinlikle Kefalos Körfezi’ni öneririm. Adanın güneybatı ucunda bulunan Kefalos Körfezi’nde yan yana birçok plaj bulunuyor. Yan yana derken yürüme mesafesinde olduklarını düşünmeyin. Her birinin yolu farklı. Dağdan aşağı inmek suretiyle tabelaları takip ederek istediğiniz plaja gidebilirsiniz. En popülerlerinden biri Paradise Beach’miş. Biz tercihimizi Agios Stefanos Plajından yana kullandık. Plajın karşısında bulunan küçük Agios Stefanos adasındaki kiliseye yüzerek ulaşabiliyorsunuz. Kilisenin dışında bulunan çanı çalıp sahildekilere el sallarken çok eğlendik. Deniz harika, plaj rahat, e aktivite de var. Daha ne olsun? Keyfini çıkarın. Tek tavsiyem yanınıza deniz ayakkabılarınızı almayı unutmamanız olacaktır. Hem kiliseye tırmanırken, hem de ufak çakıllı plajda çok işe yarıyor.

Güneşin kızıl bir hare halinde denizle buluşmasını Zia’dan izlemelisiniz mutlaka. Zia dağ köylerinden bir tanesi ve kuşkusuz ki en turistik olanı. Selçuk’un Şirince Köyü vardır, bilenler bilir. Böyle sevimli bir yer düşünün. Manzaranızı da denizle süsleyin. İşte böyle bir yer. Tipik Yunan hediyelik eşyalarıyla bezenmiş dükkanlar, ışıl ışıl sokaklar, sıcak insanlar ve tabi ki damağınıza hükmeden restoranlar. Pişman olmazsınız, gidin…

“Eskiden daha çoktuk” dedi Fatma Hanım. “Mübadeleden sonra İstanköy’deki kızlar evlenip Türkiye’ye yerleştiler” diye devam etti. Kos demedi İstanköy dedi. Kıbrıs çıkartmasından sonra adanın adı da değişmiş. Fatma Hanım yaşadığı toprakları o kadar benimsemiş, o kadar sahiplenmiş ki kendini azınlık olarak görmüyordu bile. Halinden de oldukça memnundu. Politik anlamda da eskisi kadar sıkıntı yaşamıyorlardı. Dodecanese adalarının yerel yönetiminin merkezi olan Rodos’taki elçiliğin yolladığı kitaplar sayesinde Türkçeyi torunlarına da öğretiyorlarmış.

Fatma Hanım İstanköy Adası’nda yaşayan 3000 Türk’ten sadece biri. Rumcaya dönük Türkçesi kulağa o kadar hoş geliyor ki. Osmanlılardan beri İstanköy’de yaşadıklarını gururla söylüyor. Düşünceleri dile gelmiyor ama mağrurluğundan anlıyoruz hemen. Keşke daha farklı olsaydı…Fatma Hanım ve eşi deniz kenarında harika bir restoranın sahibi. Adı, Caravelle. Müşterilerin biri geliyor, biri gidiyor. Türk müşteriler geldiğinde çat-pat Türkçe bilen Yunanlı garsonlar “Sizinle Fatma Hanım ilgilenecek” diyorlar, fazlasıyla ilgileniyor. Gerisini fotoğraflar anlatsın.

 

One thought on “Yunan Adaları: Kos

  1. Merhaba çoğu yorumları okuyorum adada bildiğim kadarı ile yaşayan Osmanlı türkleri 4500 5000 kadar var . ayrıca Türk ailenin işlettiği bir de çok temiz carevalla nın yakınında bir otel var hotel marie sahibi türk güşen hanım ve eşi mehmet bey .

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir