Trenler, kanallar, bisikletler… Son Gün: Marken&Amsterdam

Trenler, kanallar, bisikletler… Son Gün: Marken&Amsterdam

Amsterdam’daki son günümüzde yine aynı sokaklarda gezerek zamanımızı harcamak istemediğimizden Volendam veya Marken’e gitmeye karar verdik. Daha önceden Amsterdam’da yaşamış olan arkadaşımız, “Marken Volendam’ın küçüğü ve daha sevimli” diye Marken’i önerince, Amsterdam Tren İstasyonu’nun önündeki otobüs terminalinden 111 No’lu otobüse binerek yaklaşık yarım saatte Marken’e vardık.

Günümüzde anakarayla birleştirilerek bir yarımada halini alan Marken, daha önceden bir adaymış. Adada 300 kişi yaşıyor ve geçim kaynağı balıkçılık. Kendine özgü ahşap evleriyle ilgi çekici. Sel tehlikesi nedeniyle ahşap evlerin bir kısmı yerden yüksekte inşa edilmiş. Bakımlı bahçeleriyle ve evleriyle şıkır şıkır görünen bu balıkçı köyünü 2 saat içinde gezmek mümkün.

 

IMG_6124

IMG_6125

IMG_6139

IMG_6141

IMG_6144

Biraz uzakta olan deniz fenerine yürümek istediysek de kulaklarımızı ağrıtacak derecede deli gibi esen rüzgar ve zaman darlığı bizi engelledi.

IMG_6135

IMG_6136

Deniz kıyısında birkaç restoran vardı; ancak büfe tarzı salaş bir yerde envai çeşit deniz ürününü bir arada görünce hemen siparişimizi verdik. Hemen orada manzara eşliğinde ayaküstü ve  kanatlarını arsızca yemeğimizin üstünden ayırmayan kuşları gözeterek yemeğimizi yedik.

IMG_6145

IMG_6146

IMG_6152

Hollanda’ya özgü tahta ayakkabı yapımı olan büyük bir hediyelik eşya dükkanında turlayıp alışverişimizi yaptık. Osmanlı’dan Hollanda’ya gittiği öne sürülen lale soğanlarından satın aldım. 30 adet soğanı ta oralardan taşıdım, bakalım sonuç başarılı olacak mı?

IMG_6161

IMG_6159

image

Marken, hhy ile olan gezimizin son noktasıydı. Onu yeni maceralar için Bremen’e uğurladık. Hem onu yalnız gönderdiğimiz hem de bir kişi eksildiğimiz için biraz  hüzünlensek de uçağımızın kalkacağı saate kadar Amsterdam’da gezmeye devam ettik.

II. Dünya Savaşı sırasında soykırımdan kurtulmak için evlerinde 2 sene saklanan Anne Frank ve ailesinin yaşadığı, müze haline getirilmiş evi gezmek için Anne Frank Müzesi’ne girdik.  Evden etkilenmemek elde değildi. Bir kitaplığın gizli geçit olarak kullanılması, siyah perdeler arkasında neredeyse gün ışığı görmeden yaşamaları ve tüm bunlara bir çocuğun gözünden bakmaya çalışmak beni çok etkiledi. Saklandıkları süre boyunca Anne Frank’ın tuttuğu günlüğü müze çıkışındaki satış merkezinden satın aldık.  Orjinal dilinin yanı sıra birçok dilde çevrilmiş ve Türkçesini bulmak da mümkün.

image

Müzede oldukça zaman geçirdikten sonra Amsterdam’ın dar evlerini rehber yardımıyla sokak sokak gezerek bulduk. Bu evlerin bu kadar dar olmasının sebebi vergilerle ilgiliymiş. Vergiyi düşürmek için böyle dar bir evde yaşamak tuhaf geliyor doğrusu.

IMG_6164IMG_6166

Heyecanla başladığımız 5 günlük gezimizin sonuna artık gelmiştik.Havalanında yaptığımız kritiklerden çıkan sonuca göre; programın doluluğundan memnun kalmıştık. Aklımızda şurayı da gezseydik dedirtecek hiçbir yer kalmamıştı. Amsterdam her ne kadar etkileyici bir şehir olsa da kısa sürede gezilebilecek bir yer. Dolayısıyla gitmek isteyenler bahsettiğim diğer şehirleri de göz önünde bulundurabilirler. Keyifli bir başka macerada görüşmek üzere…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir