Toskana’da uzun hafta sonu: ilk durak Pisa

Toskana’da uzun hafta sonu: ilk durak Pisa

Aynen böyle yazmıştı Marco e-postasının başlığını. Gelin dostlar Toskana’nın tepelerinde kamp yapalım, kaplıcalarında iliklerimize kadar ısınalım diyordu. Hollanda’ya geleceğimi bildikleri için hemen organize olmuş bizim hippi İtalyanlar. Bu fırsat kaçmaz deyip zamanım olur mu olmaz mı diye düşünmeden Maastricht-Pisa uçak biletimi erkenden aldım (Ryanair gidiş-dönüş toplam 29 EUR) ve böylece ikinci İtalya seferine başlamış oldum. İtalya’ya bundan 4 sene evvel gelmiş; Roma, Siena, Pisa, Floransa, Venedik gibi turistik mekanları önceden görmüş ve çok beğenmiştim. Ancak bu sefer bir doğa tatili yapacak ve çoğu italyanın bile bilmediği yerlere gidecektik. Ben özellikle askerlik görevimi tamamladıktan sonra her türlü doğal ve hijyenik koşulla başa çıkabilecek bir seviyeye ulaştığım için hiç çekinmeden kamp fikrine atladım.

Neyse efendim 6 Nisan 2011’de Maastricht’den bindim uçağa 1,5 saatte vardım Pisa hava meydanına. Bizimkiler ertesi gün Bologna’dan gelip beni alacakları için sağolsun Andrea bana Pisa’da kalacak yer de ayarlamış. Sırtçantamla hemen vardım Ciccio’nun yanına (otobüs 1,20 EUR). Ciccio’nun evi şehir merkezine çok yakın (Piazza dei Miracoli-Pisa kulesinin olduğu meydan-yaklaşık 500 metre). Evde sanırım 5 kişi kalıyor ancak ertesi gün sınavları olduğu için ev bir hayli kalabalıktı, nereye geldik böyle derken, çantayı bırakıp attım kendimi Pisa sokaklarına. Ev halkına daha evvel Pisa’ya geldiğimi ve turistik olmayan bir yerler görmek istediğimi söyleyince bana Arno nehrinin güneyindeki kaleyi (Fortezza di San Gallo) görmeye gidebileceğimi söylediler. Haritaya şöyle bir baktım ve Piazza dei Miracoli’den başlayıp güney doğuya doğru Pisa’nın dar sokaklarında kaybolarak dolaşmaya karar verdim.

P1020201

Piazza dei Miracoli’de bu sefer ilgimi çeken şey gençlerin burayı bir mesire alanı gibi kullanıyor olması oldu.

P1020195

Yukarıdaki resim oldukça ilginç benim için. Burası Pisa kulesini arkanızda bırakarak Santa Maria sokağından güneye doğru ilerlediğinizde Via dei Mille’yi kestiğiniz noktadaki Piazza Cavallotti. Aynı sokak satıcısından 2007 yılında bir tablo satın almıştık. Senegalli kardeşimizi resmin en solunda otururken görebilirsiniz. Aldığımız tabloların benzerleri ise yürüyen çiftin biraz sağ tarafında görülüyor. Demek ki kazancı iyi abimizin ki en az 4 senedir burada…Aklıma şu “suyundan içen, o şehre geri döner” hikayeleri geldi. Acaba bu amcanın tablolarından satın alan Pisa’ya geri döner diye bir şey var mıdır?

Via del Mille’den sonra Via Corsica üzerinden Piazza dei Cavalieri’ye ulaştım.  P1020212 P1020210

Palazzo dei Cavalieri (yukarıda soldaki bina) şu anda okul olarak kullanılıyor.

Pisa sokaklarından manzaralar

P1020215 P1020217 P1020218 P1020225

Nehrin diğer tarafına geçtikten sonra geçen sefer göremediğim sokak-metro sanatçısı Keith Haring’in duvar resmini görmeye gittim.

P1020229 P1020231 P1020232 P1020236

Corso Italia ve etrafındaki sokaklarda kaybolarak dolaştıktan sonra gözüme kestirdiğim bir pizzacıda kendime ufak bir ziyafet çektim. Pizza boyut olarak büyük olmasına rağmen lezzetli olduğu için tadına doymadım ve bir de tatlı bişeyler patlatayım dedim. Baktım menüde “focaccia con nutella e mascarpone” diye bişey var. Sordum ustaya nedir diye, focaccia ekmeğinin arasına nutellayı ve mascarpone (bir tür krem peynir) koyup pizza fırınına atıyormuş, nutella eriyomuş falan… “Uuu beybi” dedim içimden. “yalnız şu mascarpone olayı bozmasın ustam” dedim. O da “ayıp ettin yeğenim al tadına bak önce istersen” dedi. Baktım kaymak gibi bi tadı var, dedim yürü.  Ben yine pizza dilimi kadar bişey beklerken ustam nerdeyse ramazan pidesi kadar ekmeğin arasına nutella ve mascarponeyi doldurdu mu. Vay canına. Artık normal boyutu mu öyle yoksa adam beni ispanyolca konuştuğum için Arjantinli sandığından torpil mi geçti anlamadım. Ama mal iyiymiş, tavsiye ederim. Sabah bi tane yiyeceksin akşama kadar eğlen coş…

Neyse ki artık San Gallo kalesine çok yaklaşmıştım. Kısa bir yürüyüşün ardından kaleye vardım ve içindeki bahçelerde amaçsızca vakit geçirdim. Etrafta ders çalışan birçok öğrenci vardı. Ne güzel şey şöyle parkta bahçede laptopa falan ihtiyaç duymadan çalışılabilen bir bölümde okumak. Bir an için buruk hissettim ama dedim senden geçti artık boşver…

P1020242 P1020240  P1020245 P1020247

Çimenlerin üzerinde günün yorgunluğunu attıktan sonra dönüşe geçtim. Nehrin öteki tarafına geçince abimin dükkanın önünden geçmeyi de ihmal etmedim tabi…

P1020249 P1020250

Piazza Martiri della Liberta’da (aşağıda) günün son pit-stopunu yaptıktan sonra nihayet eve döndüm. Tam da yemek vaktiymiş. Fesleğenli gnocchi nin tadına baktıktan sonra ta Hollanda’lardan getirdiğim stroopwafel lar italyan kahvesiyle ne güzel oldu.

P1020253

Sevgili Ciccio ve arkadaşları çok dostane insanlar. Evlerinin üzerinde kocaman bir gökküşağı bayrağı ve üzerinde İtalyanca “pace” yani “barış” yazıyor. Okudukları bölümün adı “peace studies” yani “barış”. Ben ilk defa duydum. Yani öyle ekonomi, sosyoloji, mühendislik falan değil. -Ne okuyosun? –Barış okuyorum abi…

Eee sınavlara hazırlık da dostane bir şekilde geçiyor tabii. Evet o görünen nargile. Nevalesiyle birlikte İstanbul’dan almışlar. Ders anlatan Van Nistelrooy, onun solunda her şey yolunda işareti yapan da bizim Ciccio (şişko demek oluyor).

P1020255

Arkadaşları dersleriyle başbaşa bırakıp İtalya’daki ilk gecemi noktaladım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir