Avrupa Macerası-İsviçre: St Urban ve Sursee

Avrupa Macerası-İsviçre: St Urban ve Sursee

Zürihten sonra aklımda Lozan’a gitmek vardı. Ancak Zürihteki ev sahibim akşama arkadaşlarıyla St.Urban’da kamp ateşi-barbekü yapacaklarını, istersem benim de onlara katılabileceğimi söyleyince direkt ona takıldım.

Rehberimde İsviçre’de köy ve çiftlik yaşamını muhakkak görmek gerektiği  yazıyordu. İsviçreli çiftçiler yazın büyükbaş hayvanlarını otlaklara salınca, ahırların ve saman ambarlarının kapılarını konaklamak isteyen ziyaretçilere açıyorlarmış. Bu kapsamda, söz konusu köy evlerinde 20-30 İsviçre frangına konaklamak mümkün. Üstelik köy kahvaltısı da bu ücrete dahil 🙂 Tüm bunları da görecek olmanın sevinciyle yaptık piknik alışverişimizi.

Barbekü partisi için etimizi ve içeceklerimizi aldıktan sonra Zürih tren istasyonundan 1 saatlik (ve yine oldukça pahalı 33 CHF=27 EUR) bir yolculuğun ardından St. Urban’a vardık. Bianca’ya beni buraya davet ettiği için gerçekten çok minnettar kaldım. Ortam tam Heidi ve dedesinin yaşadığı yerler gibiydi. Not edebildiğim en dikkat çekici bina ise Kloster Sankt Urban isimli kilise idi.

P1020679

Uçuşan balonlar da dikkatimi çekti. Kapadokya’daki balon seyahatinde balona binmek için en uygun saatlerin sabah saatleri olduğunu duymuştum. Rüzgarların en istikrarlı olduğu zaman dilimiymiş bu. St. Urban’da öğlen uçan balonları görmek bu açıdan beni şaşırttı. Demek ki benim bilgiler Kapadokya’ya özgü imiş. Bir şey daha öğrenmiş oldum 🙂 P1020680 P1020681

Partiye katılanların profili ise oldukça çeşitliydi. Arjantinlisi, Şililisinden tutunda Japonuna, Almanına, Amerikalısına kadar birçok milletten arkadaşla kaynaşmak çok eğlenceli oldu. Güney Amerikalılarla memleketlerinde gördüğüm yerler hakkında ispanyolca konuşmak, Avrupalılarla yaptığım seyahatleri paylaşmak, Amerikalıyla master anılarını tazelemek grupta popularitemi oldukça artırdı. Hele bir de müzisyen olan İsviçreli bir arkadaş mızıka çalarken ona gitarla eşlik etmem tam zirve oldu. Sabahın ilk ışıklarına kadar şarkılar-türküler söyleyip, sohbet-muhabbet ettikten sonra Lukas’ın köy evine uyumaya gittik.

P1020685

Sabah olduğunda Lukas bize gerçek köy kahvaltısının nasıl olduğunu gösterdi. Kendi kümeslerinden aldığı yumurtalar, annesinin yaptığı reçel ve tereyağı ile köyün fırınında yapılmış kara ekmeğin tadı enfesti.

Kahvaltının ardından şimdi ne olacak diye düşünürken Bianca, buradan erkek arkadaşının Sursee’de oturan ailesini ziyarete gideceğini ve istersem ona katılabielceğimi söyledi. Olur mu öyle şey dedimse de çok ısrar etti ve ben de kabul ettim. Sağolsun Lukas bizi aracıyla St. Urban tren istasyonuna bıraktı. Onlara çok teşekkür edip vedalaştıktan sonra Sursee’ye doğru yola çıktık. St. Urban-Sursee arası sanırım 15 dk’lık bir tren yolculuğu(13 CHF=10 EUR).

P1020686

Sursee
Sursee’ye vardığımızda Bianca’nın müstakbel kayınpederi bizi tren istasyonunda bekliyordu. Arabaya atlayıp gölün yanında yükselen tepeyi biraz tırmandıktan sonra çok güzel bir evciğin önüne park ettik.

P1020698 P1020687

Evin manzarasını gördüğümde “işte budur” dedim. Trafik yok, gürültü yok, doğanın içinde tertemiz 2 katlı bir ev. Bu hayat standardının İsviçre için ortalama olduğunu kıskanmamak elde değil.

P1020688

Biz geliyoruz diye yemekler önceden hazırlanmış yalnızca bir iki ufak detay kalmıştı. Onları da el birliğiyle hallettikten sonra yukarıdaki manzaranın eşliğinde yeyip-içip sohbet ettik. Bianca’nın müstakbel kayınvalidesi bizim için İsviçre mutfağının meşhur yemeklerinden olan rösti pişirmiş. Röstiyi rendelenmiş patateslerin iç malzemesi ile birlikte kızartılması ya da fırınlanması ile pişen bir yemek olarak tarif etmek mümkün. Rösti oldukça lezzetli olmakla birlikte bence yemeğin kraliçesi kremalı milföy pastasıydı.

P1020689

Yemeğin ardından göl çevresinde arabayla kısa bir tur attıktan sonra bu güzel İsviçre kasabasına elveda deyip Lozan’a doğru yola çıktım.

P1020696

4 thoughts on “Avrupa Macerası-İsviçre: St Urban ve Sursee

  1. Beğenerek takip ettiğim yazı dizisinin son iki bölümünü kaçırmıştım. İki gün önce şöyle bir göz gezdirme fırsatı buldum. Maceralarınızı anlatırken kullandığınız dil, üslubunuz da diyebilirz, okuyucuyu yakalıyo. Özellikle avrupa macerasında gezi notlarınızda bir hikayenin ana karakteriymişsiniz de biz de ‘hhy’nin macerları’ isimli kitabın sayfalarını merakla çeviriyormuşuz gibi hissediyorum. Yanlız iki gün önce bu notu okuduğumda , lukas dediniğz çocuğun adı tişörtündeki isimden dolayı bauerdi, notta bauer olarak geçiyordu, ona baya gülmüştüm. Onunla ilgili yorumlarımı iletmek için tekrar nota girdiğimde bauer ismini göremedim. Bir değişiklik olmuş galiba. O haliyle baya orjinaldi onu belirteyim. Bir de sitedeki notlardan farklı olarak ilk defa bir video kullanılmış notta onu da baya takdir ettim. Kaleminize, yüreğinize, sağlık:)

    1. Sevgili Çipet Hn, ilginiz ve güzel yorumlarınız için çok teşekkür ederim. hhy’nin maceraları benzetmesi çok doğru olmuş. Gerçekten de öyle.
      Bauer meselesi şöyle: biliyorsunuz her cumartesi maceranın bir bölümünü yayınlıyoruz. Bu yazıyı kaleme alırken Lukas’ın adını hatırlayamadım ancak bir isim hatırlanamadı diye serinin durması söz konusu değildi. O yüzden arkadaşı Bauer adı altında okuyucuyla buluşturmuştum. Fakat sonradan asıl adını notlarımın arasında buldum ve doğrusuyla değiştirdim 🙂 Videoların da devamı gelecek. Özellikle Bern yazısında göreceğiniz çipetpet videosunu izlemenizi tavsiye ederim.
      Tekrar teşekkürler. Sizin de kaleminize sağlık.

  2. isviçre görülmeye deger bi ülke cok begendim gezdiginiz yerler süper bende çok gezmek isterim doğası anlatımaz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir