La vita e bella: Como Gölü & Verona

La vita e bella: Como Gölü & Verona

2008 yılının Mayıs Ayında yapılacak İtalya gezisi için aylar öncesinden planlarımızı yapmıştık. Şimdiye kadar izlenimlerimizi paylaşmayı neden erteledik bilemiyorum ama defalarca gitsem bile her seferinde heyecan uyandıracağına emin olduğum bu ülkeye olan duygularım sımsıcak. Çok da büyük olmamasına rağmen her şehrinin farklı güzellikler sunması insanı büyülüyor…

Geceyarısı Sabiha Gökçen havaalanından pegasusun charter uçağı ile Bologna Havaalanına inip hemen yakındaki bir otelde 3-4 saatlik bir uyku sonrasında yorgun ama son derece heyecanlıydık.

Sevgili eşimle romantik gezimize Bologna Havaalanından kiraladığımız arabamızla başladık. Arabamız diyorum, zira o dönemde henüz Türkiye’de olmayan Lancia Ypsilon’umuz 8 gün boyunca bize eşlik etti. Papillon sürücü koltuğunda peşi sıra giden otomobilleri takip ederken ve otobandaki yüksek hıza ayak uydurmaya çalışırken; ben de elimde google maps ten alınmış çıktı tarifleriyle ona yardımcı olmaya çalıştım. Navigasyon cihazı olmadan hangi cesaretle böyle bir şey yaptık bilmiyorum ama elimde kağıtlarla her an şaşırabilirim endişesinden arkama yaslanıp rahat bir yolculuk yapamadım. Ufak aksaklıklar yaşadıysak da, birkaç şehir görmek istiyorsanız yine de araba kiralamak en doğru karar. Mesafeler de fazla değil üstelik.

İlk durağımız Como Gölü oldu. Bizdeki tatil yörelerini anımsatsa da Como Gölü eşsiz güzellikte. Gezmek için sabırsızlanıyoruz. Şanslıyız ki, gölün yakınında ücretli bir park yeri buluyoruz ve park ettikten sonra vapurların olduğu yere doğru yürüyoruz. Biraz bekledikten sonra vapur hareket ediyor. Yüzümüzde serin bir rüzgar, etrafı yemyeşil dağlarla çevrili gölde ilerlerken “İşte hayat bu!” diyesimiz geliyor. Etraftaki evler çok çeşitli. Sevimli dağ evlerinin yanı sıra şato kıvamındaki “jet sosyete” malikaneleri de dikkat çekiyor. Yeşilin arasındaki renk cümbüşü bahçelere imreniyoruz. Hayal kuruyoruz sonra. Bahçeli evlerden biri bizim oluveriyor, akşamüstü rahat şezlonglarımıza uzanıyoruz ve çay içiyoruz. Sonra çaydan hemen vazgeçiyoruz, yerini şarap alıyor. “Sağlığa, huzura, mutluluğa” diyip kadeh kaldırıyoruz. Sonra “Biz yine olduğumuz gibi kalalım, keyif de eksilmesin hayatımızdan” diyerek etrafı seyre dalıyoruz.

Birkaç köy sonrası Bellagio Köyü’nün iskelesine yanaştık. Daha turistik olduğu her halinden belli. Her yer rengarenk, cıvıl cıvıl. Ara sokaklarına kendimizi bıraktık. Yokuşlara tırmanıp, inerken manzaraya defalarca hayran kaldık.

(Yine mi çiçek? Evet, ben çiçeksever bir blogger’ım)

Dönüş için otobüsü tercih ettik. Farklı bir tat oldu. Daracık yolda (Çoğu yerde iki araba yan yana geçemiyordu), hiç de azımsanmayacak hızda giderek köyleri, şaşaalı evleri yakından görme fırsatı bulduk.

İtalya planlarınıza Como’yu mutlaka dahil edin. 1 gece konaklayabileceğiniz gibi bizim gibi günübirlik gezerek de çok keyif alabilirsiniz.

(papillondan didaktik bir not: Como aynı zamanda ünlü bilimadamı Nicola Teslanın da hayatının önemli bir bölümünü geçirdiği bir şehir. İlgilenenler için şehrin içinde bir müzesi de mevcut. Özellikle The Prestige filmini izleyenler Nicola Tesla ve Edison arasındaki inanılmaz bilimsel çekişmeyi mutlaka hatırlayacaklardır.)

Hava kararmadan Verona’daki otelimize varabilmek için Como’dan ayrılmak zorundaydık. Tadı damağımızda kalarak yola koyulduk. Otele varır varmaz, eşyaları odaya attığımız gibi dışarı çıktık. Verona merkezinin yakınında çok sayıda park yeri bulunuyor. Merkezine arabayla girmek yasak. Yürümek de çok keyifli.

Verona UNESCO Dünya Mirasları listesinde olan bir şehir. Özellikle kültür turizmi açısından önemli yere sahip. Üniversitesi şehri daha da canlandırmış.  Piazza delle Erbe cafeleriyle ışıl ışıl.

William Shakespeare’in, Verona’da geçen Romeo ve Juliet hikayesi de unutulmamış. Juliet’in balkon sahnesi tarihi bir yapıda canlandırılmış ve hayli ilgi görmekte. Akşam saatlerinde kapalıydı, demir parmaklıkların arkasından görebildik ama şöyle bir yer:

Veronanın ünlü amfiteatrı son derece önemli konserlere de ev sahipliği yapan bir arena aynı zamanda. Vakti olanlara görülmesi önerilmekte.

Özellikle ara sokaklardan birinde rastladığımız ve çoğunlukla İtalyanların bulunmasından dolayı doğru bir yer tercih ettiğimizi düşündüğümüz restoranda yemeklerimizi yedikten sonra uzun bir günü sonlandırdık. Ertesi gün Venedik’teyiz…

One thought on “La vita e bella: Como Gölü & Verona

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir