Haziranda Kopenhag: 6. Gün (Legoland Billund & Ribe)

Haziranda Kopenhag: 6. Gün (Legoland Billund & Ribe)

Sabah güzel bir otelde, güzel bir manzaraya uyandık. Çok eğleneceğimizi tahmin ettiğimiz bir gün bizi bekliyordu. Kahvaltımızı yapar yapmaz yola çıktık. Otelimiz Legoland’e 27 km uzaklıktaydı. Legoland çevresindeki otellerin daha pahalı olması nedeniyle Vejle’de kalmaya karar vermiştik. Ne kadar isabetli bir karar verdiğimizi bir önceki yazıda anlatmıştım zaten.

Legoland, Billund şehrinde bulunuyor. 1968 yılında açılan park Legoland’lerin en büyüğü. Diğerleri California, Florida, İngiltere (Windsor), Almanya (Günzburg), Malezya ve Dubai’de bulunuyor.

Legoland’ e erken gitmenizi tavsiye ederim. İçeride sizi bekleyen çok sayıda aktivite var. Arabamızı geniş otoparka bıraktıktan sonra daha park alanına girmeden lego karakterler karşıladı bizi.

Legoland      Legoland

Legoland giriş biletlerimizi birkaç ay önceden internetten satın almıştık. İnternetten satın almak gişeye göre daha uygun oluyor. Kişi başı bilet ücreti 100 tl civarındaydı. Elimizdeki çıktıyı turnikedeki görevliye uzattık. Bir barkod taramasından sonra içerideydik. Girişte verilen Legoland haritası çok yararlı oluyor. Plan yapmak önemli. Görmek istediğiniz canlı gösterilerin saatlerini kaçırmamak için elinizdeki haritadan faydalanabilirsiniz. Haritalarda her aktivitenin açıklaması bulunuyor. Bu noktada Türkçe harita var mıdır diye düşünürseniz, maalesef yok. Bizim parkı tamamlamamız çocuklardan dolayı daha kolay oldu. Çünkü roller coaster gibi enerjisi yüksek aktivitelere binmeyi tercih etmedik.

Önceki günlerde ara ara yorulduğunu söyleyip kardeşinin pusetine oturmak isteyen Selin, oradan oraya koştururken yorgunluğunu farketmedi bile. Çok heyecanlıydı ve her şeye binmek istiyordu. Sadece bir günümüz olduğundan zamanı akıllıca kullanmamız gerekiyordu. Girişteki miniland, yani Legolardan oluşan mini şehirleri görmeyi en sona sakladık. Çünkü aktiviteler parktan 1 saat önce kapanıyordu. Son 1 saatte miniland’i gezip, alışveriş yapmaya karar verdik. Elimizdeki haritadan Selin’in yaşına uygun olanları belirledik. Hiçbirini atlamamak için haritayı sık sık kontrol ederek eğlenceye başladık.

Legoland

Legoland

Legoland

Legoland

Legoland

Parkın içinde sıklıkla lego havuzları göreceksiniz. Özellikle korku evi gibi daha büyük yaşta olan çocuklar ve yetişkinlere yönelik olan aktivitelerin önlerinde çocukların oyalanması için düşünülmüş.

Lego havuzu

Lego havuzu

Miniland’e mutlaka zaman ayırmalısınız. Resmen minyatür bir dünya yaratmışlar. 20 milyonun üzerinde lego kullanılarak oluşturulan minyatür şehirlere hayran kalmamak elde değil. Aklınıza gelebilecek ülkelerin en önemli şehirlerini görüyorsunuz. Londra, Paris, Hong Kong, Mısır, Los Angeles, Amsterdam ve daha birçoğu. Kopenhag için Nyhavn’ı olduğu gibi mintürleştirmişler. Binaların renkleri, üstündeki yazılar, yol üstündeki cafeler tıpa tıp aynıydı.

Legoland

Legoland

Legoland

Beverly Hills’den bir film seti canlandırılmış. Yönetmen elinde megafonuyla “3, 2, 1… Action!” diye bağırıyor, kameralar hareket ederken figürler de savaşa başlıyor.

Legoland

Legoland

Legoland

Legoland

Legoland

Minyatür şehirlerin arasında hareketli sistemler de vardı. Hareket eden trenler, arabalar, uçaklar, gemiler, dönen yel değirmenleri, yürüyen insan figürleri hatırladıklarımdan bazıları. Türkiye’ye özgü olarak Türk Hava Yolları’nın pistte ilerleyen büyük bir uçak legosu vardı.

Legoland

Miniland’i kısa sürede detay detay incelemek çok zor. Ne var ki, o minyatür şehirlerin arasında saklı olan detaylar benim daha çok ilgimi çekti. Eşini işe uğurlarken sokaktan geçen yaşlı bir teyze, bir salın üzerinde fotoğraf çektiren gelin ve damat, ağaçların altında piknik yapan figürler, dans eden folklor ekipleri vb. birçok detay göreceksiniz.

Legoland

Legoland

Legoland

Legoland

Daha çok kızların sevdiği Lego Friends serisinin minyatürü de unutulmamış. Selin için Heartlake şehri miniland’den daha etkileyiciydi.

Legoland

Legoland

Legoland

Legoland

Legoland için önerebileceğim birkaç şey var. İlk olarak parkın açılış saatini çok geciktirmeyin. İçerideki eğlenceye kendinizi kaptırınca zaman su gibi akıp geçiyor. Canlı olarak sahnelenen birkaç etkinliği izlemek isterseniz, etkinliklerin saatlerini öğrenip zamanınızı ona göre ayarlayın.

Bizim Legoland’ de olduğumuz gün güneş arada sırada yüzünü gösterse de hava genellikle bulutluydu. Bu nedenle su içerikli aktiviteler hava bulutlandığında kapalı oluyordu. Yazın insanlar yedek kıyafetlerle geliyorlarmış. Biz bazı parkurlarda ıslandık. Eğer yazın gidiyorsanız yedek kıyafet veya yağmurluk görevi gören pançolardan götürmeyi unutmayın.

Parkın içinde yemek yemek isteyebileceğiniz çeşitli restoran ve cafeler mevcut. Fast-food içerikli olanlar nispeten daha ucuz olsa da genel olarak yiyecek elbette pahalı. Bu konuda yapacak çok bir şey yok. Yanınızda taşımak isterseniz içeride piknik masaları olduğunu anımsıyorum sanki.

Alışveriş için büyük bir lego mağazası var. Parkın kapanış saatine doğru mağaza oldukça kalabalık oluyor. Alacağınızı önceden belirlerseniz işiniz bir miktar daha kolay olabilir. En azından kasa sırasında daha az beklemiş olursunuz. Fiyatlara gelince… “Her şey yerinde daha pahalı olur” düşüncesinin doğru olduğunu söyleyebilirim. Bizim aldığımız lego Türkiye’de 10-15 tl civarında daha ucuzdu. Ancak Legoland’ de tüm çeşitleri bulabiliyorsunuz. Bence Legoland’ deki mağazadan alışveriş yapmak, tüm gün yaşadığınız eğlencenin bir anısı ya da tamamlayıcısı oluyor. Bir de elleri kolları kocaman Legolarla dolu insanları gördükçe, çocuğunuzun eli boş çıkmasını istemiyorsunuz. Bunlar sadece benim fazlaca duygusal düşüncelerim olabilir ama göz önünde bulundurun diye söylüyorum.

Legoland

Son olarak;  “Aman çocuklar eğlensin işte, biz de oyalanırız” diye düşünüyorsanız, hemen kurtulun o duygudan. Çok mutlu ayrılacaksınız oradan.

Legoland

Legoland’in kapanış saatleri aynı ay içinde bile farklılık gösteriyor. Bu adresten takip edebilirsiniz. Bizim gittiğimiz dönemde park 18:00’de kapandı ve gün hala apaydınlıktı. Hemen otele dönmek istemediğimizden Lonely Planet rehberimize başvurduk. 60 km uzaklıktaki Ribe’ye doğru yol aldık. Ystad’dan sonra spontane gelişen ikinci sürpriz de Ribe oldu.

Danimarka’nın en eski kasabası olarak tanıtılıyor Ribe. Geniş meydanındaki katedral oldukça heybetli. Eğer açık olsaydı en üst noktasına kadar tırmanırdık eminim. Manzarasının harika olduğu yazıyor rehberde.

Ribe Domkirke

Vikinglerin tarihçesinin halen araştırıldığı Museet Ribes Vikinger müzesinde ortaçağdan kalma arkeolojik kalıntılar bulunuyormuş. Ayrıca Ribe Vikinge Center’da küçük bir Viking şehri yaratılmış. Personelin de yerel kıyafetler içinde olduğu müzede fırında ekmek yapımından, deri kullanılarak yapılan eşyalar, çanak, çömlekler sergileniyormuş.

Ribes Vikinger

Ara sokaklarda dolaşıp, etrafı fotoğrafladık.

Ribe

Ribe

Ribe

Ribe

Ribe

Şirin bir cafede tatlı ve sıcak çikolata molası verdikten sonra otelimize dönmeye karar verdik. Jette bugün için Legoland’e gideceğimizi biliyordu. Döndüğümüzde ne kadar çok yorulmuş olduğumuzu tahmin ettiğini söyledi. Kış bahçesinde yorgunluk atmak için bize bir sürpriz hazırlamıştı. İçerideki ısıtıcıyı çalıştırmış, mumları yakmış ve içmemiz için şarap bırakmıştı. Tüm yorgunluğumuza değdi doğrusu…

Vejle hotel

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir