Haziran’da Kopenhag: 1. Gün

Haziran’da Kopenhag: 1. Gün

Yeni yıl çevredeki süslemelerle kendini fark ettirmeye başladı bile. Yılbaşı için gezi hazırlıklarına başladığım ve gezilecek yerlerle ilgili araştırma yaptığım bugünlerde yazdan kalma bir postla karşınızdayız. Yeni yıla nerede gireceğimiz şimdilik sürpriz olsun. Ancak 7 günlük Kopenhag serisinden hemen sonra ışıltılarla dolu taptaze yeni bir post yazma hevesindeyim. Şimdi Kopenhag’dayız…

Bizi bilenler bilir… İşle ilgili kısa seyahatler kaçırılmaması gereken fırsatlardır bizim için. Unutulmaz Danimarka gezimiz de böyle başladı işte. Haziran ayında gittiğimiz Danimarka’nın ışıl ışıl haliyle tüm güzelliğini önümüze sermesi en büyük şansımızdı herhalde. Yıllar önce Eylül ayında gittiğimiz Londra’nın içimize işleyen rüzgarından nasibimi aldığım için daha geniş yelpazede bir valiz hazırlamıştım. Sabahları elbette serindi. Ancak havanın gece 23:30 civarında karardığını düşünürsek, uzun süren güneşli saatlerde kısa kollularla veya gömlekle rahatlıkla gezdik. Bu aylarda Danimarka’ya gidecekler için faydalı olması açısından bu detayı paylaşmak istedim.

Havaalanına indikten sonra kalacağımız ev yakın olduğu için taksiyle gitmeye karar verdik. Ancak bir sorun vardı. Kopenhag’daki kurallara göre taksiye en fazla 4 kişi binebilirdik. 14 aylık bebeğimiz 5. kişiydi ve taksiciler üzgün olduklarını bildirerek sıradaki diğer kişileri arabalarına alıp hızla uzaklaşıyorlardı. 2 taksi tutma kararı aldığımız sırada, yanımıza esmer tenli, kendine has saç tıraşıyla “Ben Türk’üm” diye bağıran delikanlı yanaştı. Doğrudan “Merhaba!” dediğimizde yanılmadığımızı anlamıştık. Hiç düşünmeden bizi arabasına alan Türk taksici bebeğimizi görmediğini yolda giderken söylediyse de, sağolsun bizi kalacağımız eve kadar götürdü.

Şimdi gelelim gezimizin detaylarına. Danimarka’nın ekonomik açıdan zorlayıcı olduğunu söyleyerek başlamalıyım. Bu sebeple oteller inanılmaz pahalı. Daha önce sıklıkla duyduğumuz airbnb.com’u kullanma vakti böylelikle gelmiş oldu. Airbnb için kısa süreli bir ev kiralama sistemi diyebiliriz. Ev sahipleri siteye üye olarak evlerinin tamamını kiralayabildiği gibi, sadece bir odasını da kiralayabiliyor. Bu sistemden ve ev sahibimizden çok memnun kaldık. Geceliği 150 dolara kaldığımız Aske’nin evi çocuklarla beraber olduğumuz için genişliği, metroya, markete yakınlığı ve golf alanı olarak da kullanılan yeşil alana bakmasıyla oldukça tatminkardı. Aske kullanabileceğimiz dolapları yeşil stickerla belirlemişti ki bu durum sınırlarımızı bilmek açısından büyük bir kolaylık oldu.

Ev gerçekten harika bir yaşam alanı sunuyordu. Apple tv ve DVD’lerle dolu raflar kızımızın çok hoşuna gitti. Nazik ev sahibimiz henüz çocuğu olmamasına rağmen bebeğimiz için mama sandalyesi bile koymuştu eve. Modern tarzda döşenmiş evi kesinlikle tavsiye edebilirim.

evin salonu

evin balkonu

Gezmeye ilk olarak en turistik yerden başladık:  Nyhavn. Günlerden Cumartesi’ydi ve Nyhavn kanalının çevresi insan kaynıyordu. Bizim gibi turist olarak gelenlerin yanı sıra Kopenhaglılar da kanalın keyfini çıkarıyorlardı. Rengarenk boyanmış tarihi binaları sıklıkla fotoğraflayacağınız, sıra sıra dizilmiş cafelerden birinde ya da kanala ayaklarınızı uzatarak bira içmek isteyeceğiniz bir yer burası. Ortamın neşesine, hareketine ve kahkahasına takılıp keyfini çıkarmak gerek.

nyhavn

nyhavn2

nyhavn3

nyhavn4

nyhavn5

nyhavn6

nyhavn7nyhavn8

nyhavn9

Tüm dünya tarafından bilinen, Danimarkalı ünlü masal yazarı Hans Christian Andersen’in izine Kopenhag’da sıklıkla rastlayacaksınız. Nyhavn’da bulunan 18, 20 ve 67 numaralı evlerde hayatının önemli bir bölümünü geçirmiş. Bu evlere de bir göz atabilirsiniz.

Kopenhag sokaklarında gezerken yorulursanız ama yine de yeni yerler görmek isterseniz Kanal Turu yapmanın zamanı gelmiştir. Her 30 dakikada bir kalkan rehberli kanal turu yaklaşık 1 saat sürüyor. Ünlü denizkızı heykelini, Amelienborg Sarayını, Opera binası gibi modern binaları ve tarihi kiliseleri ve benim çok sevdiğim Christianshavn bölgesini bu turda görebiliyorsunuz. Kanal derken Amsterdam veya Venedik gibi dar kanallar değil Kopenhag’da görecekleriniz. Daha çok açık deniz kıvamında. Kanal turu düzenleyen iki firma göreceksiniz. Copenhagen Tours (75 dkr) (dkr: Danimarka kronu) ve Netto-Badene (40 dkr). Biz daha ucuz olan Netto-Badene’yi tercih ettik ve memnun kaldık. Her ikisinin rotası da aynı.

netto badene

kanal turu 1

kanal turu 2

opera binasi

denizkizi

saray yati

christianshavn

christiansborg sarayi

Kanal turu sonrası King’s Gardens (Kongens Have) diye bilinen parka yürüdük. Diğer tüm kuzey ülkeleri gibi Danimarka’da da güneş yüzünü gösterir göstermez tüm parklar cıvıl cıvıl doluyor. Sandviçiyle piknik yapanlar, bikinisiyle güneşlenenler ve sere serpe yatarak kitap okuyanları görünce, batılıların park anlayışının bizden çok farklı olduğunu kabulleniyor insan. Kıyaslama yapmak anlamsız ve gereksiz. Elbette aynı değiliz, kültürlerimiz çok çok farklı. Bikiniyle parka gitmeye de özenmiyorum. Ben sadece parkların şehre estetik katması amacıyla oluşturulmasına karşıyım. Parklar şehrin nefes alanları. Dolayısıyla şehir için değil yaşayan insanlara hizmet etmeli. Hayvan pisliği ile dolu olmayan çimlerinde oturabilmeli, güvenlik endişesi duymadan kitabımı okuyabilmeliyim. Of dertlendim bak şimdi. En iyisi fotoğraflara bakın, ne demek istediğimi anlayacaksınız.

kongens have1

kongens have2

Parkın içinde Rosenborg Kalesi (110 danimarka kronu:dkr) bulunuyor. 17. yy’da inşa edilen kale, Kopenhag’ın önemli yapılarından biri. Gittiğimiz saatlerde kapalıydı. Zemin kattaki krallığa ait hazineleri ve mücevherleri görmek isterdim doğrusu.

rosenborg kalesi

Park sonrasındaki durağımız Round Tower (Rundetarn) oldu. Round Tower ünlü gökbilimci Tycho Brahe’nın gözlem yapabilmesi için Kral IV. Christian tarafından inşa ettirilmiş. Kızımız Selin babasıyla birlikte kulenin en tepesine çıkmak için pek hevesliydi. Onlar tırmanırlarken biz de annem ve Çağla’yla birlikte markette zaman geçirdik. Daha sonra kulenin bulunduğu küçük meydanda oturarak etrafı seyre daldık. Hatta minik Çağla’mız yorgunluktan pusetinde uyuyakalınca, biz de pek bir rahatladık.

roundtower1

round tower2

giris kapisi

kuleden goruntu

Stroget, Kopenhag’ın sadece yayalara açık olan ünlü bir caddesi. Bu cadde boyunca yürüyerek önce metroya, oradan da eve kadar yürüyerek günü tamamladık. Yürürken gördüğüm çocuk kitabevine bayıldım.

cocuk kitabevi

stroget3

Gezimizin ikinci gününde Christianshavn bölgesini ve Selin’in görmek için sabırsızlandığı meşhur Tivoli’yi gezeceğiz.

4 thoughts on “Haziran’da Kopenhag: 1. Gün

  1. Ne iyi etmişsiniz de yazmışsınız! Danimarka gerçekten harika bir ülke ve Kopenhag muhakkak görülmeli. Lakin sizin de belirttiğiniz üzere konaklama ve yaşam giderleri bize göre ciddi anlamda pahalı. Buna da bir çözüm bulabilirsek ver elini İskandinavya… 🙂

  2. Çok teşekkürler. Danimarka benim beklentilerimin de üzerindeydi gerçekten. Haziranda Kopenhag serisinin diğer yazılarını da takip edin lütfen.

  3. Merhaba Eylen,
    Özellikle tavsiye edebileceğim bir bölge yok. Fiyatlar da çok değişken zaten. Bütçenizi bilmiyorum ancak bizim kaldığımız gibi şehrin bir tık dışında ancak metroya yakın olan bölgeleri düşünebilirsiniz. Biz Kongre Merkezi’nin yakınında kalmıştık ve çok da memnunduk. Kaldığımız ev bir site içindeydi ve ormana bakıyordu. Sakinlik hoşumuza gitmişti. Sevgiler…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir