2.Gün – Granada

2.Gün – Granada

(6 Ekim 2008)
Malaga’dan ikinci durağımız olan Granada’ya gitmek için sabah erkenden tren istasyonunun hemen karşısındaki otobüs terminaline gittik. Malaga’dan Granada’ya öncelikle trenle gitmeyi planlamıştık. Ancak tren yolculuğu hem daha uzun sürüyordu (aktarmalıydı) ve daha pahalıydı. Nedenini otobüs gelince daha iyi anladıkJ
Biletlerimizi aldıktan sonra (bilette koltuk no yazmamasından anlamalıydım ama hiç düşünmedim. Neyi mi? Az sonra!) eşimi otobüsün kalkacağı perona bıraktım ve yaklaşık 100m mesafedeki kola-bisküvi makinesinden atıştırmalık bir şeyler almaya gittim. Tam nevaleyi almıştım ki eşim cep telefonundan arayarak hemen gelmemi istedi. Bir koşu döndüm perona. O da nesi otobüsüm bagaj açık ama herkes bagajını ittirerek sokmaya çalışıyor. Ben de kaptım bizim (THY tartısında 26.3 kg çıkan) canavarı Naim Süleymanoğlu misali koydum diğer valizlerin üstüne. Eşim de ‘ah canım ya’ deyip destek verdi moralman. Bir oh çekip otobüse bindik ki ne görelim, içeride tüm dünya insanlarından adeta küçük bir köy var, ayrıca Avrupa’da pek alışık olmadığımız ‘önce gelen oturur’ sistemi geçerli. Buna ilaveten, sistem ‘önce gelen oturur ve popo koltuğa değer değmez uyunur’ şeklinde ilerletilmiş. O nedenle eşimle gönüllerimiz bir ancak aramızdan koridor geçecek şekilde oturduk ve 1.5 saatlik makaslı, selektörlü, kornalı, heyecanlı bir yolculuğun (kişi başı 9.67€, heyecanlar müessesenin armağanı) ardından Granada’ya vardık.
Otobüs terminalinden şehir içi otobüsle (kişi başı 1.10€) Gran Via’daki otelimize geldik. Gerçi otobüste Gran Via’da inmek istediğimizi anlatmak pek kolay olmadı ama genç bir kız el kol hareketleriyle ‘ben size durağa gelince bişeyler yapacam’ anlamında hareketler yapınca rahatladık.
Hostal Atenas İspanya’da kaldığımız oteller arasında fiyat/kazanç oranı en yüksek oteldi diyebilirim (gecelik 30€). Gayet temiz ve güvenli bir oteldi. Burada hostal kelimesinin ‘budget hotel’ manasına geldiğini ve gençlerin kaldığı ‘youth hostel’ler ile karıştırılmaması gerektiğinin altını çizmek isterim. Zira budget hotel tv, oda servisi, minibar gibi imkanları olmayan otel demekken, youth hostel bambaşka fantastik bir yer.
Granada’yı seyahatimize dahil etmemizdeki en önemli etken tabii ki meşhur Elhamra Sarayı idi. Internette yaptığım araştırmalar sonucu Elhamra’ya günde belirli sayıda ziyaretçi alındığını ve Elhamra’nın göz bebeği olan Palacios Nazarios kısmına ziyaret saatinin randevulu olduğunu ve saatinde gelinmediği takdirde biletin yandığını öğrenmiştim. Bu nedenle seyahatten 15 gün önce bileti (kişi başı 13€) internetten satın aldım. Buna rağmen Palacios Nazarios kısmının öğleden önce tüm biletleri satılmıştı. O yüzden daha yüksek sezonda gidecek ziyaretçilerin biletlerini mümkün olduğu ölçüde erken almalarını tavsiye ederim.
Elhamra’ya giriş saatmiz öğleden sonra, Palacios Nazarios’u ziyaret saatimiz ise 17:00 olduğu için rehberimizdeki (Lonely Planet – Spain) 5.5 km lik Albayzin (eski Müslüman mahallesi) yürüyüş gezisini yapmaya karar verdik. Böylece Granada’nın merkezi sayılabilecek Plaza Nueva’dan yürümeye başladık.
(Calle Candil – Albayzin)
Albayzin’in dar, merdivenli sokaklarından tırmandıktan ve küçük meydanlardaki restoran, cafe ve tapas barların keyfini çıkarıp sohbet eden insanları geride bıraktıktan sonra nihayet, Albayzin’in tepesine vardık ve Elhamra’nın o ihtişamlı görüntüsünü seyretme imkanına kavuştuk.

(Albayzin’den Elhamra)

Dönüş yolunda bir cafeden (domuz ürünleri yemek istemediğimizi güçlükle ifade ederek) aldığımız sandwiçleri afiyetle yerken, yürüyüşümüzü Calle Caldereria’daki teteria (orta-doğu tarzı çayevi) lardan birinde içtiğimiz mentollü Fas çayıyla tazelenerek noktaladık.
Elhamra’ya vardığımızda saat 16:00’a geliyordu. Bu nedenle, Generalife’ı hızlıca dolaştıktan sonra saatimiz gelince doğruca Palacios Nazarios’un yolunu tuttuk. Burası gerçekten göz kamaştırıcı. Mutlaka gidilmesi-görülmesi gereken bir yer. Güzelliğini kelimelerle anlatmam pek mümkün değil. Elhamra’ya en az 4 saat ayırmanızı, gitmeden önce hakkında bilgi edinmenizi ve girişte kiralanan ‘audioguide’lardan (tanesi 4€) muhakkak edinmenizi tavsiye ederim.

(Patio de los Arrayenes-Elhamra)

Elhamra’daki büyülü akşamımızın ardından şehrin içinde biraz alışveriş yaptık. Fiyatlar oldukça değişken. Aynı eşya, farklı dükkanlarda %20-30 daha ucuz ya da pahalı olabiliyor. Ama her şeyin ucuz olduğu bir dükkan yok. Bir dükkanda bir mal ucuzsa genelde diğer mal pahalı oluyor.
Akşam yemeğimizi yemek için yine rehberimizdeki restoranlardan birine (Poe) gittik. Ancak restoran kapalıydı. Bunun üzerine otelimizin bulunduğu Gran Via de Colon caddesine paralel Elvira sokağındaki Centro Pizzeria’ya gittik. Deniz ürünlü centro special pizza, lazanya, sarımsaklı yeşil zeytinlerin bulunduğu salata ve 2 fıçı biradan oluşan yemeğimizin bedeli 28€ oldu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir