Likya Yolu temalı Akdeniz gezisi (3. Etap): Gelidonya Feneri ve Antalya

Likya Yolu temalı Akdeniz gezisi (3. Etap): Gelidonya Feneri ve Antalya

Bugünkü planımız Likya Yolu yürüyüşlerimize 2 gün ara vereceğimiz Antalya şehir merkezi konaklamalarımız öncesinde Teke yarımadasının en güney ucunda yer alan Gelidonya Feneri’ne çıkmak.

Sabah her zamanki gibi erkenden deniz+kahvaltımızı yaptıktan sonra Çıralı’dan ayrılıyoruz ve yaklaşık 1 saatlik bir yolculuğun ardından Gelidonya Fenerine oldukça yakın bir noktaya varıyoruz. Yakın bir nokta diyorum çünkü bloglarda ve internet sitelerinde her ne kadar patikanın başlangıcına kadar otomobilinizle gelebilirsiniz dense de bu yolda belli bir noktadan sonra binek aracın gitmesi bence çok zor. O yüzden yol aşağıdaki resimdeki hali aldığında aracın altının yere değdiğini hisseder hissetmez aracı park edip yürümeye başladık. P1130634 (1280x960)

Aracımızı bıraktığımız bu noktadan sonra patikanın başlangıcına kadar yaklaşık 2,5 km kadar yürüdük. Google haritalarda fenerin yeri yanlış görünüyor. Yardımcı olması için aşağıdaki haritaya bakabilirsiniz. Yürürken manzaralar güzel.HaritaP1130630 (1280x960)P1130631 (1280x960)

Yüksek bir araçla gelebileceğiniz en son noktadan sonra ise 2km’lik bölümü yürümeniz (tırmanmanız) gerekiyor. Buraya kadar pek çok çeşme bulunsa da buradan sonra su kaynağı olmadığını da hatırlatmak isterim.P1130637 (1280x960)P1130643 (1280x960)

Yol ilk başlarda çok eğlenceli. Zemin yumuşak, etrafınız ağaçlarla kaplı ve çok hafif bir eğimle tırmanıyorsunuz.P1130647 (1280x960) P1130648 (1280x960)Ancak son 750 metreye geldiğinizde yol taşlık yola dönüyor ve eğim artıyor.P1130649 (1280x960)

Tırmanışın bu son kısmını da tamamladıktan sonra harika manzaralar sizi bekliyor. P1130652 (1280x960)Burada Kumluca Belediyesi her ne kadar kendi adını yanlış yazsa da dinlenmek için güzel bir şadırvan hazırlamış. Püfür püfür esen rüzgarda bu gölgelik güzel olmuş doğrusu.P1130660 (1280x960) Fenerin bulunduğu Gelidonya Burnu (Taşlık Burnu ya da Kırlangıç Burnu da deniyor) ters akıntılar nedeniyle Antalya körfezinin en tehlikeli bölümüymüş. Burnu antik dönemde geçmek çok zor olduğu için akıntılardan birçok gemi kayalara sürüklenmiş. Bu yüzden de burnun olduğu kısım bir su altı mezarlığını andırıyormuş. 1960 yılında başlayan çalışmalar sonucunda birçok antik batığa ulaşılmış. Bunların en önemlisi de Bodrum su altı müzesinde sergilenen M.Ö 15yy’a ait gemi kalıntıları imiş.P1130670 20150723_14051820150723_140911 - Kopya20150723_141241 (1280x720)

Gelidonya Feneri’nin o güzel manzaralarını fotoğrafladıktan sonra 1 saatte çıkmış olduğumuz yolu yarım saatte aşağı indik. Sıcaktan bunaldığımız için fenere gelirken gözümüze kestirdiğimiz Korsan Koyu’nda denize girelim dedik.  Koy çok güzel olmakla birlikte çok kalabalık olduğu için, biraz ileride pek bir esprisi olmayan ancak daha tenha olan Papaz koyunu tercih ettik.20150723_154046 (1280x720)Deniz faslından sonra Antalya’ya doğru yola çıktık. 2 saatlik bir yolculuğun ardından iyice acıktığımız için GPS’imizi doğrudan şehir merkezine ayarladık ve Cumhuriyet meydanındaki kapalı otoparka aracımızı park ettik. Ancak Antalya’ya girerken telefonumun şarjı bittiği için yemek için tespit ettiğim ve önceden telefondaki haritama işaretlediğim yerlere ulaşmak imkansız hale geldi. Elimde harita vs. hiçbir şey olmadan kafamda kaldığı kadarıyla şehir merkezinde turlarken tesadüfen Dönerciler Çarşısı levhasını gördük ve o yöne doğru yürümeye başladık. P1130806Dönerciler Çarşısına vardığımda istisnasız tüm dönercilerin içeriye çekme çabalarına maruz kaldık. Bence esnafımız bu anlamsız ısrarından vazgeçse, müşteriye menüyü inceleme fırsatı verse çok daha huzurlu ve kaliteli bir ortam oluşabilir. Tacizlerden iyice sıkılınca buralara yakın bir yerde olduğunu hayal meyal hatırladığım Şişçi Ramazan ve Dönerci Hakkı Baba’dan birini bulmaya karar verdim. Bir optik dükkanın önünde bekleyen bir beyefendiye sorduğumda Hakkı Baba’nın genellikle öğlene kadar açık olduğunu Şişçi Ramazan’ın ya da Topçu’nun akşam için iyi bir seçim olacağını öğrendim. Yan dükkanın işletmecisi Serpil hanım da bunu teyit etti. Önceki tespitimizden vazgeçmeyelim diyerek Şişçi Ramazan’ın yolunu tuttuk. P1130710 (1280x960)

Şiş denmesi sizi yanıltmasın, yemek şiş köfte. Antalya’nın tahinli piyazı da şiş de gerçekten başarılıydı. Günlerden perşembe olmasına rağmen tüm masalar doluydu.P1130714 (1280x960)

Tatlı olarak da tahinli kabak tatlısını oldukça beğendim. Fiyatları hatırlayamıyorum ancak 1 mercimek çorbası, 2 şiş, 1 piyaz,1 kabak tatlısı ve 2 sudan oluşan menüye toplam 52 TL ödedik.

Yemekten sonra çok kısa bir yürüyüşün ardından otelimize gidip bir günümüzü daha sonlandırdık.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir