Likya Yolu temalı Akdeniz gezisi (1. Etap): Çıralı-Olympos ve Ulupınar-Yanartaş-Çıralı

Likya Yolu temalı Akdeniz gezisi (1. Etap): Çıralı-Olympos ve Ulupınar-Yanartaş-Çıralı

Bu seneki yaz tatilimizi daha önceden duymuş olduğumuz ancak güzelliğinin pek de farkında olmadığımız Likya Yolu’nu kısmen de olsa tanımaya ayırdık. Deniz kenarında sabahtan akşama kadar vakit geçirmek yerine doğada zaman geçirebileceğimiz ve uzun yürüyüşler yapabileceğimiz Likya Yolu gerçekten heyecan verici bir macera olacaktı. İnternette yazılanları okudukça heyecanım daha da artmıştı. Hatta 509km’lik bu yolu neden daha önce tamamen yürümedim diye de hayıflandım.

Temmuz ayı yüksek sıcaklıklar nedeniyle yürüyüş için ideal olmasa da akşamları yürünebilecek bazı patikalar tespit ettim ve rotaları mümkün olduğunca yüksekten alçağa doğru yürüyecek şekilde seçtim. Likya Yolu çok güzel ancak ön hazırlık yapmadan zorlayıcı ve hatta tehlikeli olabilir. O yüzden yürümeye karar verdiğinizde muhakkak biraz araştırın. En mühim iki şey yanınızda yeterli su ve (eğer geceye kalma ihtimaliniz varsa) bir fener bulunması. Ancak bu temel ihtiyaçların yanı sıra birkaç enerji verici yiyecek, uygun ayakkabılar, gps koordinatları, baton vs. gibi şeyler de çok işe yarayacaktır. Bizim tüm yürüyüşlerimizde sırt çantamızda yeterli miktarda su, birkaç meyve, çerez, el feneri, güneş kremi, şapka ve gps bulunduğunu hatırlatırım.  Aklınıza takılanları yazının altına yorum bırakarak bana her zaman yöneltebilirsiniz.

Bu yazı dizisi boyunca Likya Yolu’nun şu kısımlarına ilişkin bilgilere ulaşabileceksiniz:

1-Çıralı-Olympos

2-Ulupınar-Yanartaş-Çıralı

3-Çıralı-Maden Koyu-Çıralı

4-Gelidonya Feneri

5-Kayaköy-Ölüdeniz

6-Kelebekler Vadisi-Ölüdeniz

macera başlasın öyleyse…

Sabah erkenden kalkıp bizi kahvaltıya kadar zinde tutacak olan muz, yulaf, süt ve yoğurttan oluşan karışımlarımızı içtikten sonra 21 Temmuz 2015 pazartesi saat 6:00’da merkezimiz Ankara’dan aracımızla yola çıktık. Amacımız gezip görmek olduğu için Polatlı’dan sonra Sivrihisar yerine Akşehir yönüne doğru gittik. Hedefimiz göller bölgesini görmek,  Eğirdir Gölü’nü keşfetmek ve gölü yukarıdan gören Akpınar köyünde güzel bir kahvaltı yapmaktı. Yol üzerindeki Akşehir gölünü de görürüz diyorduk ancak sanırım bu göl artık yalnızca eski haritalarda kalmış.

Polatlı-Yunak-Akşehir yolu tek şerit gidiş tek şerit geliş standart yol. Acemi sürücüler için belki biraz sıkıntılı olabilir ancak o saatlerde bomboş olduğu için herhangi bir sorun yaşamadan saat 09:30 gibi Eğirdir gölüne vardık. Gelendost köyünden sonra Eğirdir gölünün manzaraları için gözünüzü dört açın.

P1130358 (1280x960)P1130368 (1280x960)Göl kıyısında biraz durup fotoğraf çektikten sonra saat 10:00’da Akpınar köyüne vardık. GPS sağolsun Akpınar seyir tepesini elimizle koymuş gibi bulduk ve güzel manzaralar eşliğinde serpme köy kahvaltımızı (2 kişilik kahvaltı 30TL) mideye indirdik. Kahvaltı öyle süper olmasa da yeterliydi. Sanırım manzara kahvaltının açıklarını kapatmaya yetiyor.

P1130381 (1280x960) P1130391 (1280x960)Yaklaşık 1 saat süren kahvaltı ve dinlenme molamızın ardından saat 11:00 gibi tekrar yola çıktık ve virajlı ancak keyifli orman yolunu kullanarak Antalya-Isparta yoluna çıktık. Vakti bol olanlar Eğirdir’in yaklaşık 20 km kadar güneyindeki Kovada Gölü Milli Parkında da keyifli vakit geçirebilirler. Biz burayı bu seferlik atlayıp Antalya üzerinden saat 14:30 gibi Çıralı’ya ulaştık. Odamıza yerleştikten sonra hemen kendimizi denize attık ve sonrası birşeyler atıştırıp Çıralı’da kısa bir gezinti yaptıktan sonra ilk günümüzü tamamladık.

Çıralı’daki ikinci günümüze sabah erkenden denize girerek başladık. Malum gün içinde 38 dereceleri bulan sıcaklık yüksek nemin de etkisiyle oldukça yıpratıcı oluyor. Bunun için saat 7:00 gibi deniz kıyısındaydık. Güneş yeni doğmuştu ve manzara etkileyiciydi.P1130416 (1280x960) P1130413 (1280x960)Denizden sonra kahvaltı başlangıç saati olan 08:00’de pansiyonumuza döndük ve kahvaltımızı yaptık. Biz geçirdiğimiz 3 gün boyunca Mercan Bungalow’dan çok memnun kaldık. Özellikle kahvaltısı çok başarılı. Günlük değişen börek çeşitleri, ev yapımı reçeller, taze limonata, lezzetli zeytin, peynir çeşitleri ve kahvaltı sonrası gelen Türk kahvesi enfesti. Başta sahibi Ramazan bey ve eşi Leyla hanım olmak üzere tüm personel çok güler yüzlü ve içten. Bahçesi narenciye ağaçlarıyla dolu ve odalar temiz ve kullanışlı.P1130497 (1280x960) P1130496 (1280x960) P1130495 (1280x960)P1130618 (1280x960)P1130616 (1280x960)P1130625 (1280x960)Kahvaltıdan sonra  sıcağa kalmamak için saat 10:30’da Likya Yolu’na ilk kez ayak bastık ve Çıralı’dan Olympos’a 2 kmlik mesafeyi yürüdük. Mesafe kısa olsa da saat 11:00’e geldiğinde sıcak bizi bunaltmıştı.

P1130419 (1280x960) P1130420 (1280x960)Neyse ki Olympos ören yeri (giriş 5TL, müzekart geçiyor) ağaçlık ve içinde akan buz gibi sular ortamı serinletiyor. İçeride kral mezarları, antik tiyatro kalıntıları, şapel ve tapınaklar görmek mümkün.

P1130428 (1280x960) P1130429 (1280x960) P1130451 (1280x960)P1130468 (1280x960)

Olympos’a vardığımızda etraf sakin olsa da saat 13:00 sularında insan akını başlamıştı. Günlerden pazartesi olmasına rağmen 300 günübirlikçi klibindekine yakın bir ortama şahit oldum.

14:00 gibi pansiyona dönüş yoluna geçtiğimizde sıcakla olan savaşımızda ilk raundu kaybetmiştik. Bundan sonra daha dikkatli olmaya karar vererek akşama kadar odamızda dinlendik.

Akşam için hedefimiz Çıralı ve Olympos’un bir parçası olduğu Ulupınar köyüne gitmekti. Böylece hem yerel lezzetleri tatma fırsatı bulacak hem de Likya Yolu’nda gerçek manadaki ilk yürüyüşümüzü gerçekleştirecektik. Çünkü ileride idrak ettiğimiz üzere Çıralı-Olympos arasındaki düz yoldan ve sahilden yürünen yol pek Likya Yolu sayılmaz.

Çıralı’dan Ulupınar’a direkt minibüs yok. Minibüsler sizi anayola kadar (kişibaşı 5TL) bırakıyorlar. Sağolsun Leyla hanım telefonla haber verince minibüs bizi pansiyondan alıp gideceğimiz Çağlayan Restorant’ın kapısına kadar (kişibaşı 10 TL) götürdü.

Ulupınar’daki restoranların spesyalitesi Tahtalı dağından akan sularda yetiştirdikleri alabalıklar. Amma ve lakin burada öyle bir lezzet keşfettim ki tadı oldukça güzel olan alabalığı bile gölgede bıraktı: oğlak etinden yapılan çoban kavurma. Yalnız dikkat edin dana etinden yapılan sac kavurma ile karıştırmayın. Mmm bu nasıl yumuşacık, nasıl lezzetli bir ettir. Biraz yağlı görünse de o et ağzınızda erirken sıcacık lavaşı o yağa banıp banıp yemek harikaydı. Yemekten sonra gelen dondurmalı sıcak helva da yüksek standarttaydı. Fiyatlar böyle bir lezzet için bence makul. Şöyle ki çoban kavurma 27TL, alabalık 15TL, çoban salata 8TL, mezeler 5 TL, fırında helva (2-4 kişilik) 15 TL, büyük su 4 TL.

P1130502 (1280x960)P1130503 (1280x960) P1130505 (1280x960)oğlak eti ve alabalık

P1130511 (1280x960) Ulupınar lezzetleriyle şarjımızı fulledikten sonra biraz rötarlı olarak saat 19:00 da Yanartaş’a doğru 8 km sürecek yürüyüşümüze başladık.

P1130512 (1280x960)400 metrelerden deniz seviyesine kadar inecektik. Yol ilk başlarda gayet iyi. Toprak yok hafif bir meyille aşağı doğru iniyor.

P1130516 (1280x960)

Yürüyüş sırasında Tahtalı dağını tüm ihtişamıyla görmek mümkün

P1130519 (1280x960)

Ama sonra Likya Yolu’nun standardı olan taşlı yollar başladı. Bu iyi hali. Yol git gide daralıyor ve 1 kişinin ancak yürüyebileceği kadar bir genişliğe sahip oluyor. Yol kırmızı beyaz Likya Yolu çizgileri ile oldukça iyi işaretlenmiş vaziyette. Çizgi görmediğiniz yerlerde ise “baba” denen üst üste dizilmiş taşlar size kılavuzluk ediyor. Bunlara baba denilmesinin sebebi ise bu ıssız yerlerde babanıza güvendiğiniz gibi bu taşlara güvenebilecek olmanız imiş 🙂P1130526 (1280x960)

Yol üzerinde devrilmiş bir ağaç üzerinden bir dere geçişi de bulunuyor. Zor değil ama dikkatli olmakta fayda var.P1130532 (1280x960)P1130539 (1280x960)

İlk yusufçuğumuzu da burada gördük.P1130545 (1280x960)

Yanartaş’ın gece güzel olduğunu duyduğumuz için yürüşümüze bu saatte başlamıştık. Ulupınar’dan yol genelde aşağı doğru gitse de yürüyüşte yaklaşık 45-50 dk süren bir adet tırmanış da bulunuyor. İlk başlarda rahat olan bu tırmanış sonradan biraz zorlaşıyor. Aynı zamanda karalık bastırmaya başlayınca, uzaktan gelen ve giderek yaklaşan köpek sesi ile birleşince biraz tedirgin olsak da herhangi bir sorun yaşamadan çıkışı tamamladık ve nihayet zirveye yani yukarı ateşler bölgesine ulaştık. Öylece yanan ateşler ve metan kokusu ilginç bir tecrübeydi.P1130550 (1280x960)Burada bir süre oturup sayısının aslında ne kadar çok olduğunu farkettiğimiz yıldızları seyrettik. Artık hava tamamen kararmıştı. Bu yüzden fenerlerimizle yaklaşık 40 dakikalık dik bir inişin ardından aşağı ateşler bölgesine ulaştık. Yukarıda bizden başka hiç kimsecik yokken aşağısı oldukça kalabalıktı. P1130562 (1280x960)Buradan yarım saat sonra’da saat 23:00’de Yanartaş girişine vardık. Biz Ulupınar’dan yürüdüğümüz için bilet almadık ancak giriş 5TL (müzekart geçmiyor). Burada bir market, hediyelik eşyalar satanlar ve bir de tuvalet var. Biz burada 1 saat kadar dinlendikten sonra stabilize yol olan 4km’lik Yanartaş-Çıralı etabını da yaklaşık 45 dakikada yürüyerek toplamda 12 km olan bu parkuru tamamladık. 20150726_224119_LLS (1280x720)Son kısımda yolda gördüğümüz bu kocaman ve yengeç gibi kemikli örümcek ise gözlerimizi faltaşı gibi açtıran gecenin son sürprizi oldu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir