Bir Kış Masalı: Helsinki-Tallinn 1. gün

Bir Kış Masalı: Helsinki-Tallinn 1. gün

Her şey yeni yılın ilk gününde geçerliliğini yitirecek birkaç bin mil sayesinde başladı. Ne yapsak, nereye gitsek derken, yeni yıla yakışacak bir yerlere gitme arayışı içine girdik. Hava karlı ve soğuk olacaktı. Çocukları da götürecektik. Kafamızda türlü türlü sorular düşüncelere daldık. “Dilediğimizce gezebilir miydik? Çocuklar üşürler miydi? Şehrin merkezinde kalırdık. Böylelikle çok yürümemize gerek kalmazdı. Çok üşütmezdik çocukları, çok yormazdık da. Beğendiğimiz yerlere girip, dinlenirdik. Kar yağsaydı bari. Karda yürümek, fotoğraf çekmek keyifli olurdu” düşünceleri içinde yeni yılı Helsinki ve Tallinn’de geçirmeye karar verdik. Zorlukları olacaktı elbette. Oldu da. Helsinki için yılın son haftası çok soğuk geçti. -20°C’ yi yaşadık. İliklerimize kadar dondurucu soğuğu hissettik. Yüzümüzü jilet gibi kesen rüzgardan mümkün olduğunca korumaya çalıştık çocukları ve kendimizi. Şimdi aradan 5 ay geçtikten sonra, camımın önündeki bahar dallarının sevinciyle çoktan unuttum soğuğu, rüzgarı. Mutlu anları kaldı geriye.

THY ile İstanbul’dan üç buçuk saat sonra Helsinki’deydik. Tabi bu yolculuğun bir de Ankara-İstanbul destinasyonu var ki her gezimizde oldukça yorucu oluyor. Ankara’dan neden bu kadar az yurtdışı uçuşu var ki sanki? Helsinki’ye vardığımızda saat öğleden sonra 3 civarıydı. Finlandiya ve Türkiye arasında saat farkı bulunmuyor ancak Aralık ayında gün bize göre daha geç aydınlanıp (09:00), daha erken (15:00) kararıyordu. Durum böyle olunca uzun uzun kahvaltımızı yapıp yollara düşüyorduk. Akşam da hava karardıktan birkaç saat sonra eve/otele geri dönüyorduk.

Helsinki’de 2 gece Scandic Simonkentta Hotel’de, Tallinn’de ise 3 gece Airbnb’den kiraladığımız ve unutulmazların arasına giren şömineli otantik evde kaldık. Her ikisinden de çok memnun kaldık. Her ikisi de merkezi konumda bulunduğu için günde birkaç defa dışarı çıkıp geri dönmeye hiç üşenmedik.

Helsinki’deki ilk günümüzde (akşamında demek daha doğru olur aslında) otele yerleştikten sonra attık kendimizi dışarı. Tabi dışarı çıkmadan önce mont, bere, atkı ve eldivenlerimizi sanki soğukla savaşa hazırlanıyor gibi kuşandık. Küçük çocuklarla birlikte olduğumuzu düşünürseniz, bu kuşanma süresi çoğu zaman 5-10 dakikamızı alıyordu. Kış aylarında bu bölgeye gidiyorsanız tavsiyem kesinlikle iyi bir mont, bot, eldiven ve kulaklarınızı da kapatan bir bere edinmeniz. Hatta termal iç çamaşırları ve içlik de hiç fena olmaz.

Aralık ayını hep çok sevmişimdir. Yeni yılın heyecanı sarar içimi. Umutlu olduğumdan falan değil; etrafın süslenmesini, ışıkları, çam ağaçlarını severim ben. Süslü vitrinleri severim. İnsanların koşturmacasını severim. Bu sebeple yılbaşında Avrupa’da bir şehirde olmak çok cezbediciydi benim için. Helsinki ve Tallinn’de hayalimin yeni yılını geçirdim diyebilirim.

İlk gün otele vardığımızda hava çoktan kararmıştı. Resepsiyonda check-in işlemleri için beklerken Selin ve Çağla için balonlar, ufak oyuncaklar, resim defteri ve boyaların gelmesi çocukların çok hoşuna gitti. Aynı şekilde uçakta da çocuklara ufak sürprizler gelmişti ve bu sürprizlerin devam etmesi Selin’de şaşkınlık uyandırdı.

Scandic Simonkentta Hotel’in odası küçüktü aslında. Ama bu çok sorun olmadı. Öte yandan, şöminenin karşısında kahvaltı yapmak, akşamları manzaralı restoranında sıcak şarap içmek çok keyifliydi.

Eşyaları otele bıraktıktan sonra sonunda gezmeye başladık. Alışveriş sevenler için söyleyeyim; otelin çevresi (Mannerheimintie cad.) alışveriş merkezleriyle dolu. Bazılarının yeraltında bulunması ilginçti. Pasaja benzer kapılardan girip aşağı indiğinizde, birçok mağaza ve yemek yiyebileceğiniz fast-food tarzı restoranlar görebiliyorsunuz. Çevreyi biliyorsanız ve gerçekten üşüdüyseniz pasajlardan birine girip, gideceğiniz sokağa kadar buradan yürüyerek de gidebilirsiniz.

Etraf çok hareketliydi. Oradan oraya koşturan insanlar, dolu tramvaylar, kenarlarda biriken bembeyaz kar yığınları ve özenli vitrinlerle tamamen yaşayan bir şehrin içine hızlı bir giriş yaptık.

helsinki

helsinki

helsinki

helsinki

helsinki

tramvay

cam agaci

vitrin

vitrin

vitrin2

Dondurucu soğukta deniz kenarına doğru yürüdük. Denize doğru yaklaştıkça rüzgar daha şiddetlendi. Kıyılar donmuştu bile.

deniz

meydan

meydan

helsinki

Yürürken Kappeli’ ye rastladık. Kappeli, Lonely Planet rehberimizde de önerilen restoranlar arasındaydı. Yemeklerinin ve ambiyansının çok güzel olduğundan bahsedilmiş. Fiyatlar da yüksekmiş.

kappeli

1-2 saatlik kısa yürüyüş sonrası gezilecek yerleri ertesi güne bıraktık. Daha fazla donmadan,  sıcak otelimize dönmeye karar verdik…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir