Avrupa Macerası-İsviçre: ilk durak Basel

Avrupa Macerası-İsviçre: ilk durak Basel

“Gurbetçi kardeşim beni evden alıverir” diye düşünürken, sevgili Ahmet beni Heerlen adlı başka bir kasabaya gitmeye mecbur bıraktı. Bir de bana bu bölgeyi pek bilmiyorum deyince “hadi bu seferlik öyle olsun” dedim kendi kendime ve 6 Mayıs 2011 sabah saat 9:00’da buluşma noktasına vardım.

Tanışınca anladım ki Ahmet kardeşim gurbetçi değilmiş 🙂 Yeditepe üniversitesi öğrencisi ve okulu kendisine Hollanda’da 1 aylık staj ayarlamış. Ama kardeşimiz oldukça uyanık. Hemen araba almış kendine bir gurbetçi kardeşimizden. Arabayı görünce, Türkiye’de iken kullandığım 2001 opel corsayla yaşadığım sıkıntılar geldi aklıma ve 550km nasıl gideceğiz diye biraz kıllanmadım değil.

Ahmet kardeşimizin carpoolu oldukça verimli olmuş. Heerlen’den Hollandalı ve Amerikalı çift ile birlikte yola çıktık. Sonra Köln’den Frenzie’yi aldık. Arkayı 3 lediler fantastik bir ortam oldu. Sonra çifti Wiesbaden yakınlarında indirip Karlsruhe yakınlarından birini daha aldık. Bu son binen Freiburg yakınlarında indi ve nihayet Frenzie ile ben Basel’de indik. Ahmet’e anlaştığımız 15 EUR’u ödeyip onu Sion’daki kız arkadaşının yanına gitmek üzere uğurladık.

Basel’e gelmiştim ama asıl gitmem gereken yer Zürih idi. Hiçbir şey bulamazsam trene binerim diyordum. Yolda sohbet açılınca Frenzie erkek arkadaşının gelip onu alacağını ve Aarau’ya gideceklerini, istersem onlara katılabileceğimi söyledi. Ben de “oh ne güzel dedim”. Frenzie’nin arkadaşı birkaç saat sonra geleceği için şehri gezmek için de güzel bir fırsat oldu. Ahmet’in bizi bıraktığı merkez tren istayonundan(Hauptbahnhof) ilk olarak Theatherplatz’a doğru yürümeye başladık. Burada metalden yapılmış bir ejderha figürü dikatimizden kaçmadı.

Ejderha heykelinin yakınında ise adını mimarından alan Tinguely Fountain (Tinguely Çeşmesi) bulunuyor. Bu figürler bir çeşit su dansı yapıyorlar ve özellikle çocukların ilgisini çekiyor.

Cihazlar sürekli olarak hareket halinde ve oldukça ilginç bir görüntü sergiliyor. Bana adeta çok severek oynadığım “Syberia” adlı adventure oyunundaki otomatonları hatırlarttı.  

Tinguely Çeşmesi’nin kuzeyinde ise 12. yy’dan kalma Münster(katedral) bulunuyor. Katedralin yanından geçince İsviçre Alplerinden doğan ve Basel’i ikiye ayıran Ren nehrinin güzel manzarasını görmek mümkün. Resimlerde şehri birbirine bağlayan köprülerden Mittere Brücke’yi ve Wettsteinbrücke’yi görmek mümkün. 

Bu noktadan güzel havanın tadını çıkarmak isteyen Basel’lilerin Ren nehri keyiflerine ortak olmak mümkün.P1020636

Basel’in diğer ilgi çekici binası da Marktplatz’da bulunan kızıl belediye binası (Rathaus). Rathaus’un kulesi adeta küçük şatolarla bezenmiş gibi.P1020638

Rathausdan birkaç yüz metre kuzeye doğru ilerlediğinizde Mittere Brücke’ye varılıyor. Köprünün diğer ucunda ise İsviçre’nin ulusal simgesi olan Helvetia Ana’yı oturmuş Ren nehrine ve Basel’e bakarken tasvir eden heykel ilgi çekiyor.P1030026   P1030034

Basel’deki yaklaşık 2 saatlik gezintimizin ardından ana meydan olan Marktplatz’a dönüp birşeyler içtik. Böylece İsviçrenin içinde peynir altı suyu tozu bulunan bir tür gazoz olan Rivella’sının da tadına bakmış oldu. Yarım saat sonra Frenzie’nin erkek arkadaşı geldi ve onunla da biraz sohbet ettikten sonra Aarau’ya doğru yola çıktık.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir