43. Gün: Trujillo

43. Gün: Trujillo

Trujillo’ya minibüsle 30 dk mesafedeki Huanchaco şirin bir sahil kasabası, sazlardan yapılan kanolar ilginç. Yeteri kadar ip ve saz ile 2 saatte imal etmek mümkünmüş. Plajda dalgaların sesini dinleyerek geçen bir akşamın ardından Trujillo’ya döndük. 

Trujillo’ya döndüğümüzde minibüs şöförü bizi inmek istediğimiz yerde indirmedi. Bizi daha uygun bir yerde indireceğini söyledi. Bizde tamam diyerek yola devam ettik. Bu arada minibüs şöförünün birkaç kez cep telefonuyla konuşmasını da not etmemiz gerek. Nihayet minibüs şöförü bizi indirdi ve dümdüz gidersek otelimizin bulunduğu bölgeye ulaşacağımızı söyledi. Fakat bir kaç kişi buradan taksiye binmemizin daha iyi olacağını bölgenin pek tekin olmadığını söyledi. Biz ise bir aydan fazla tecrübemize dayanarak ve buranın birçok bölgeden daha güvenli görünmesine dayanarak yürümeye karar verdik.

Trujillo’nun merkezi bir ana cadde tarafından çember şeklinde sarılıyor. Rehberimizde ise bu çemberin içinin güvenli olduğundan bahsediliyor. Ben minibüsten indiğimizde çemberin yaklaşık 500 metre kadar dışında olduğumuzu gördüm. Ancak ana caddeden yürüyorduk ve bizimle yürüyen yerel halktan birçok insan vardı. Hava ise yeni kararmıştı ve hala aydınlıktı. Çembere yaklaşık 200 metre kaldığı bir noktada ara sokaktan fırlayan 3 kişinin önümüzdeki Perulu kızların çantasına ellerini soktuğunu gördüm. “Aman ne oluyor” demeye kalmadan kızlar adamlarla küçük bir arbede yaşadı ve kaçmaya başladılar. Tam o esnada elemanlar bizi gördü ve üzerimize geldiler. Turist olduğumuz çok net anlaşılıyordu tabii. Beni iten elemanı refleks olarak yakasından kavradım. Kafamda istedikleri parayı verip olaydan bir an önce kurtulmak vardı. İspanyolca olarak sakin olmalarını ne isterlerse vereceklerini söyledim. Ama beni yakamdan tutan eleman yalnızca “hı hı, evet evet” tarzında birşeyler söylüyordu. Biz onunla birbirimizi tutarken 2. eleman üzerimi aramaya çalışıyordu. Ben ise bıraksın da cebimdeki paraları vereyim diye çabalıyordum. Ne de olsa üzerimde pek bir para yok ve bu tür bir durum için önceden hazıladığım soygun cüzdanımı taşıyorum. Soygun cüzdanı içinde geçersiz kredi kartlarının, 3-5 doların, 5-10 solesin, kütüphane kartı gibi kartların bulunduğu cüzdan süsü verilmiş bir yem aslında. Cüzdan montumun ön cebinde olmasına rağmen üzerimi arayan eleman ilginç bir şekilde onu bulamıyordu.  Tam esnada Funda’nın üzerine yürümüş olan adama Funda cebindeki soygun parası olan 10 solesi vermişti ve o da benim üzerime gelmişti. O anda elemanlardan bir tanesi bir silah çıkardı ve şakağıma dayadı. Hayatımda ilk kez birisi kafama silah dayıyordu. Zaten karşı gelmek, kavga etmek gibi bir niyetim yoktu ama bu silah beni adeta dondurdu. Funda’nın çığlıklarına ve etrafta birçok insan olmasına rağmen kimse yardım etmiyordu. Şükürler olsun ki adamlardan bir tanesi o anda cebimdeki ince tip fotoğraf makinemizi buldu. Fermuarlı cebi parçalarcasına açarak makineyi aldı ve adamlar amaçlarına ulaştıkları için koşarak uzaklaştılar.

Adamlar gitti ama oldukça korkmuştuk. Merkeze koşmaya başladık ancak bir yandan da taksilere durması için el ediyorduk. Ama hiçbir taksici durmuyordu. Nihayet otele çok az kalmış olmasına rağmen bir taksi durdu. O da durumu hissetmiş olacak ki bizden 30 saniye süren yol için (normalde 2-3 soles tutar) 15 soles gibi bir ücret aldı.

Fotoğraf makinesi ve içindeki fotoğrafların gitmesine üzülsek de canımıza birşey olmadığına şükrederek olayın şokunu atlatmaya çalıştık ve günü hostelimizde sonlandırdık.

2 thoughts on “43. Gün: Trujillo

  1. ucuz kurtulmuşsunuz.. ben de seneye bu vakit eşimle dünya turunda olacağım inşallah.. soygun cüzdanı fikri çok iyiymiş..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir