34. Gün: Puno

34. Gün: Puno

Seyahatimizde bir ay geride kalmış. Zaman ne kadar değişik bir şey bazen geçmek bilmiyor bazen de uçup gidiyor…Bolivya’ya da hoşçakal dedik bugün. Otobüsle Puno, Peru’ya gideceğiz. Otobüs saat 8:00’da kalkacak ama Funda’yı saat 7:30’da terminalde olmamız için uyarmış turizm acentesi. Vay be uçak gibi adeta deyip saat 7:30’da vardık terminale. La Paz’da terminal vergisi diye birşey var. 1 boliviano’luk vergiyi ödedikten sonra otobüsümüzü beklemeye başladık. Saat 8:15’de 1980’lerden kalma otobüs ancak perona geldi ve saat 8:40 gibi yola koyulduk. Şili’de 12 saatlik otobüs yolculuğunda yapılmayan ikramın Bolivya’nın kıytırık otobüsünde yapılması ilginçti.
Otobüs Peru sınırına doğru ıssızlığın ortasında yol alırken Funda hemen uyumaya başladı. Ben ise Türk vatandaşlarına vize uygulayan Peru’nun sınır görevlisinin bizim özel pasaportu anlayıp anlayamayacağını düşünüyordum. Bir anda otobüs durunca “ahanda Bolivya’dan çıkıyoruz” dedim. Otobüse bir asker binip pasaportları kontrol etti. “Ee damga basılmayacak mı” diye düşünüyordum ki, meğersem sınır kapısında değilmişiz. Otobüs bir daha durdu “bu sefer geldik” dedim. Ne de olsa aşağı da inmemiz istenmişti bu sefer. Yine bir görevli pasaportları kontrol etti ancak burası da sınır kapısı değilmiş…
Sonunda Copacabana’yı geçip nihayet sınır kapısına vardık. Ancak sınır kapısında herhangi bir kontrol ya da bariyer yok. Kendi kendimize gönüllü bir şekilde pasaportlarımıza çıkış damgası vurdurduktan sonra yürüyerek Peru’ya geçtik. Peru’da da pasaport kontrolü gönüllü. Sıra bize geldiğinde görevli bize vizeye ihtiyacımız olduğunu söyledi. Ancak kendinden emin bir şekilde “Bak arkadaşım bu özel bir pasaport, sen benim kim olduğumu biliyor musun” dediğimde görevli biraz ezik bir biçimde pasaportu tekrar alıp özür diledi. Ben de “sorun değil ama bundan sonra daha dikkatli olalım” dedim ve Peru’ya girdik.
Otobüsümüz bizim saatimizle 14:30’da Puno’ya vardı ancak burada saatler 1 saat geri alındığı için yerel saatle 13:30’da Puno’ya geldik. Otellerine müşteri bekleyen kurt girişimci ile anlaşıp “America Inn” otele yerleştik. Buralarda çok lüks olan “ısınma” dahil gecelik 65 soles (1 USD = 2,8 soles).
Kısa bir şehir turunun ardından Titicaca Gölü’ndeki yüzen adalarda yaşayan yerlileri görmek üzere bir tur aradık ve Best Way Adventure şirketi ile k/b 25 solese tam günlük tur için anlaştık. Tur şirketindeki Avi bize güven verdiği için akşam yemeği için onun tavsiye ettiği “Los Balcones de Puno” adlı restorana gittik.
Burada yediğimiz “Papa Huancaina”, “Cau Cau” ve “Aji Gallina” çok lezzetliydi. İlk defa tadına baktığımız Pisco Sour ise oldukça dengeliydi.

Aji GallinaPapa HuancainaCau CauPisco Sour

Garsonumuz Raul ise yağlı güreşten İmam Bayıldı’ya Türk kültürüne oldukça ilgili biriymiş. Yediği güllaç’ın tadını hala unutamamış. Bizde daha ne tatlılar, ne yemekler var deyip eline verdik Türk mutfağının önde gelen yemek ve tatlılarının listesini.
Gecenin sonundaki canlı müzik ve halk dansları ekibi ise bize güzel bir sürpriz oldu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir