29. Gün: Santiago

29. Gün: Santiago

Saat 9:45’de Valparaiso terminalinden yola çıktık ve 120 km’lik yolu (kişibaşı 1700 peso) otobandan yaklaşık 1,5 saatte alarak Santiago’ya vardık. Terminalden metroyla otelimize çok rahat bir şekilde ulaştık. Santiago metrosunda ilginç bir uygulama var. Sabah ve akşam iş saatlerinde farklı fiyatlar uygulanıyor. Elinizde o saat dilimine uygun bilet olması gerekiyor.
Otelimize yerleştiğimizde ilk aradığımız şey ısıtıcı oldu. Ancak Che Lagarto’nun El Calafate’de cayır cayır yanan kaloriferleri burada hiç yanmıyordu. Resepsiyona sorduğumuzda otelde ısınma olmadığını ancak akşam çok üşürsek bir ısıtıcı bulabileceklerini söylediler. Belki burası o kadar soğuk olmuyodur diyerekten kendimizi Santiago sokaklarına attık.
Gerek Valparaiso’da tanıştığımız Kanadalı çiftlerin övdüğü gerekse oteldekilerin önerisiyle ilk olarak Santiago yakınındaki Buin hayvanat bahçesini görmeye gidelim dedik. Ama hayvanat bahçesi epey uzaktaymış. Otobüs bile kişibaşı 1000 peso tuttu ve 1 saatten fazla yol gittik. Bence gittiğimiz yol hayvanat bahçesinde gördüklerimize pek değmedi. Hayvanlara biraz zulüm ediliyormuş gibi geldi. Cüsselerine göre küçücük kafeslerin içindeki leopar ve panterler adeta psikopat gibi hızlı hızlı bir o yana bir bu yana koşuyorlardı. Aslanlar ve kaplanlar ise miskin miskin oturuyorlardı. Şöyle iri bir boz ayı görelim dedik. O da ayıcık çıktı. Yine de beyaz geyik yavruları, elden yemek yiyen hipopotam, kesesinde yavrusuyla gezen kanguru, beyaz tilki ve fok gösterisi ilginçti.

Santiago’ya geri döndüğümüzde hava çoktan kararmıştı. Çok yorulmuş olacağız ki bende dayanılmaz bir başağrısı başladı. Resepsiyondan bir ısıtıcı kapıp odanın soğuğunu biraz kırdıktan sonra erkenden yattık.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir