2. Gün: Rio de Janeiro

2. Gün: Rio de Janeiro

Bugünü ortalama berezilyalıya kıyasla biraz daha hallice insanların ve sanatçıların yaşadığı Santa Teresa’yı görmeye, Rio’nun sembolü haline gelmiş Cristo Redentor Corcovado anıtını ziyaret etmeye ve en sonunda da Urca bölgesinde biraz takılma şeklinde planladık.
Çift kaşarlı 2’şer tost, bol bol reçel ve meyve suyu ile enerjik bir biçimde Santa Teresa’ya giden tarihi tramvayın kalktığı istasyona doğru yola koyulduk ve sora sora kolayca bulduk. İyi ki buraya gelmeden çat pat ispanyolca öğrenmişiz yoksa vay halimize…
Tarihi tramvay beklentilerimize göre oldukça ucuz gidiş-dönüş kişi başı 1,2 BRL. Tramvay’a bindiğimizde görevliler yandaki başka bir tramvay’ın üzerine çıkmış tak tuk vurarak, hoplayak zıplayarak ve birbirlerine bağırarak tramvay’ı tamir etmeye çalışıyordu. Yanları da açık olan tramvay pek güven vermese de yerinden hareket etti ve seyahatimiz başladı.
Santa Teresa Atlantik okyanusunu tepeden gören dik bir yamaçtaki semt. ABD’deki Brezilyalı arkadaşlar buralarda güzel güzel yemek yiyip gezebileceğimizi hatta burada kalırsak çok keyif alabileceğimizi söylemişlerdi. Ama kazın ayağı öyle değilmiş. Makinistin tavsiyesiyle fotoğraf çekmedik. Zaten birkaç yerde fotoğraf çekmeyin yazılarının yanında tamamlayıcı olarak duran ve “yoksa oyarız” tarzı bakan kardeşler fotoğraf çekmemiz için oldukça yeterli oldular. Ama yine de Türk’e bişey olmaz deyip bi iki foto çektik. Ne de olsa eşkiya gibi görünmek için kaç haftadır saçı sakalı saldım(bkz. foto). Funda bile bu halimleyken kendini daha güvenli hissettiğini söylüyor.
Tramvay belli bir noktadan sonra buradan ileri gitmeyeceğiz deyip bizi indirdi. İsterseniz biraz gezin bir sonrakiyle dönersiniz dendiğinde yusuf yusuf olmuş bütün turistlerle birlikte biz de geri dönmek için tramvaya geri bindik. Manzara,evler falan güzeldi ve fakat tadını çıkarmak pek mümkün değil…Dönüş yolunda bir de tramvay bozuldu mu. Al sana macera…
Resimde bozulan tramvayı tamire çıkmış makinist görünüyor.

Neyse ki herhangi bir olay olmadan güvenli sayılabilecek bir bölgeye ulaştık. Yine de canımız pek istemediği (ya da yemediği) için oyalanmadan diğer adresin yolunu tuttuk. Otobüs durağına doğru ilerlerken bir açai içerek (her ne kadar üzerine ne koydurmak istediğimizi anlatamadan sade içmek zorunda kalsak da) enerjimizi tazelemeyi unutmadık.
107 numaralı onibus nereden kalkar diye ortalarda dolaşırken Funda bir teyzeye durağı sordu. Teyze’de “anlıyorum evladım seni” dercesine yavaşça suratını aşağı yukarı sallarken yüzümü bi çevirdim 107 numara karşımızda. Ballıyız sanırım biraz. Ücret 2,35 BRL. Otele gelirken olduğu gibi muavin hanıma Urca’ya gitmek istediğimizi gelince lütfen bizi ikaz etmesini söyledim. Böylece sorun bende mi yoksa bizi zamanında indirmeyen şoförde mi anlayabilecektik. Bu sefer muavin hanım bize Urca’ya geldiğimizi söyledi ve tereyağından kıl çeker gibi hedefimize ulaşmış olduk.
Buraya gelirken ki amacımız teleferico ile yukarıda görülen Pao de Açucar (Sugar Loaf) a çıkmak ve Rio’yu tepeden görmekti. Teleferik gişesine doğru ilerlerken Ailton yolumuzu kesti. Kendisi tur rehberiymiş ve özel aracı ile tur düzenliyormuş. Kısa bir pazarlıktan sonra kısa bir şehir turu ve Corcovado için kişi başı 45 BRL’ye anlaştık. Otelimizden çıkarken Corcovado’ya giden trenin çalışmadığını, 700 küsür metre yükseklikteki bu tepeye ise ancak taksilerin kişibaşı 40 BRL’ye çıktığını öğrendiğimizden Ailton’un teklifi makul geldi. Böylece atladık Ailton’un Siena’sına geze geze gittik Corcovado’ya. Ailton Brezilya’nın ilk üniversitesi üzerinde oldukça durdu (nedenini anlamadık).
Corcovado Rio’nun %7’lik bir bölümünü kaplayan Parque Nacional da Tijuca’nın ikinci en yüksek noktasında (en yüksek noktasında TV, radyo vericileri var). Manzara muhteşem. Ancak şehrin üzerinde acaip bir duman bulutu var. Bence hava kirliliği ama Ailton’a göre kışın böyle oluyormuş. Hatta kışın bazı günler hiçbir şey görmek mümkün olmayabilirmiş. Buna rağmen hayatta görülebilecek nadir bir güzellikti…Tüm şehir ayaklarınızın altında. Ipenama, Lebnon, Copacabana ve Lagoa Rodrigo de Freitas bir yanda Urca, Botafogo, Flamengo, Centro, Maracana diğer yanda. Ahh bir de mevsim yaz olsa da hava biraz daha berrak olsa idi…Bu arada biz oradayken çalışmayan tren tam ormanın içinden geçiyor ve harika olacağına eminim.

   

Corcovado’dan sonra Ipenama ve Copacabana’yı gördükten sonra rehberimiz bizi anlaştığımız gibi Sugar Loaf’a bıraktı. Rio’nun etkileyici görüntüsünü Corcovado’dan gördüğümüz için bir 40’ar BRL daha verip teleferiğe binmekten vazgeçtik. Onun yerine Praça Tiburico’da ve oradaki küçük plajda vakit geçirmeyi tercih ettik.
 
Ardından Ailton’un tavsiye ettiği gibi Pao de Açucar’ın etrafındaki parkuru yürümeye başladık. 150-200 metre gitmiştik ki ormanın içine doğru uzanan bir patika gördüm. İçimden bir ses buraya girmem gerektiğini söyledi. Sonradan anladık bi bu patika teleferikle çıkılan Morro la Urca’nın zirvesine çıkıyormuş. Patika gerçekten hatun kişiler ve kilolu insanlar için çok zorlayıcı olabilir. Zira her adımda yaklaşık 3 basamak yüksekliğe tırmanmak gerekiyor ve yaklaşık 40 dakika öylece tırmanılıyor. Funda’da haklı olarak biraz yakındı ama “ha gayret, bitti bitti, bu sefer zirveye çıktık” diyerekten Funda’yla birlikte tepeye çıktık.
Tepeye vardığımızda ödülümüzü aldık. Adeta adventure oyunlarındaki gibiydi. Ağaçlarda garip heuyvancıklar vardı. Sanırım bi çeşit maymun. Böylece hayatımda ilk defa bir maymunu doğal ortamında elimle beslemiş oldum…
   
Manzara ise ayrı bir güzellikti…
    
Akşam yemeğini ise LP’in tavsiye ettiği bir berezilya restoranında yiyelim dedik ancak restoran İtalyan çıktı. Yine de sağolsun garson bize yakınlardaki bir brezilya restoranının adresini verdi ve böylece nefis brezilya etlerini mideye indirdik. Misto bbq ve öncesinde gelen tipi aynı pişmemiş irmiğe benzeyen fakat salata ve zeytinyağı ile karıştırılarak yenen, mısır unu ağırlıklı bir un karışımı olan Farofa süperdi…Allah herkese tatmak nasip etsin derim….

6 thoughts on “2. Gün: Rio de Janeiro

  1. Blogunuz okudugum bloglarin icindeki en keyiflilerinden bir tanesi..Ellerinize saglik….

    Sizin linkinizi kendi blogumuzda favorilere ekledim….

    Sizin icin mahsuru yoksa Galapagos turunu nereden ve ne kadara ayarladiginizi yazabilirmisiniz?

    Tesekkurler, iyi geziler…

    Onur

  2. Çok teşekkürler. Böyle güzel yorumlar aldıkça gezme ve yazma şevkimiz daha da artıyor.

    Galapagos turunu ABD’deyken ayarlamıştım. Tur şirketinin resmi kaydını kuydunu araştırdıktan sonra en çok içime sinen Galaxy Yatch’dan (http://www.galapagosgalaxy.com.ec) ayarlamıştım. Gerçekten çok memnun kaldım. Üst kamaraya, 5 günlük tur için, Ekvator’dan Galapagos’a gidiş-dönüş uçak biletleri dahil 2 kişi toplam 3200 USD ödemiştik. Başka sorularınız olursa elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışırım.

    İyi seyahatler dilerim.

  3. Haklisiniz, bizde guzel ve yapici yorumlar aldigimiz zaman blogumuzu daha da guclendirmek, daha fazla gezmek, daha fazla paylasma istegimiz artiyor. Belirttigim gibi ben bir cirpida Guney Amerika bolumunu okudum. Bazi ortak yerlere de gitmisiz, sizin gozunuzden okumak bana farkli fikirler verdi. Ellerinize saglik….

    Galapagos turunu hemen dusunmuyoruz ama hep aklimizda..Maalesef cok fazla bilgide bulunamiyor. Benimde arastirdigim Quito’ya gidip son dakika turu oradan yakalayin, uyguna bulursunuz gibi ama genis bir zaman araliginda seyahat edemedigimiz icin boyle bir olasilik simdilik imkansiz gozukuyor. Sizin verdiginiz bilgiyi favorilerime ekliyecegim. Eger gidecek olursak mutlaka sizinlede temasa gecip onerilerinizi almak isterim….

    Sizede iyi geziler ve guzel yazilarin devamini bekliyoruz…

    Onur

  4. Keyifle okuyorum. elinize, gözünüze sağlık. Benim yazma nedenim bilgi ihtiyacı. Şöyle ki Ağustos’ta Brezilya’ya gideceğiz. Rio’da 3, Sao Paulo’da 2 gün kalabileceğiz. Mesela Rio’da kaldığınız oteli tavsiye eder misiniz? Yazdıklarınıza ek olarak yeme içme konusunda tavsiyeleriniz olur mu? Güvenlik de bizim için çok önemli. Çok kısıtlı bir zaman diliminde oralarda olacağımızdan her anı değerlendirmek istiyoruz. Bir de tabi ekonomik olmak zorundayız. Bilgi verirseniz sevinirim.

    1. Çok teşekkürler. Rio’da kaldığımız hotel oda olarak pek tavsiye edilebilecek güzellikte değildi açıkçası. Yine de idare ederdi, güney amerika seyahati boyunca çok daha kötü yerler görmüştük. Yeri iyiydi ve kahvaltı dahil olan fiyatı bizi cezbetmişti sanırım. Yeme içme olarak türlü et çeşitlerini denemenizi ve taze tropikal meyveleri ve meyve sularını muhakkak tatmanızı öneririm. Farklı yerlerde açai’nin tadına bakmalısınız. Güvenliğe gerçekten dikkat edin.Şakası yok. Diğer güney amerika yazılarını okudunuz mu bilmiyorum ama hayatımda ilk kez birisi kafama silah dayamıştı Peru’dayken. Başka sorularınız varsa elimden geldiğince yanıtlamaya çalışırım. Şimdiden iyi seyahatler.

    2. Selçuk Bey selam,
      Sorunuza ben de yanıt vermek isterim. Ben Rio da Abbey of Design da kaldım. Gerçekten konum-mekan-fiyat performans oranı çok iyi bir konaklama imkanı idi. İşletmecisi Fred isimli bir Fransız ve inanılmaz ilgili. Bizim sitemizden de selam söyleyebilirsiniz. Direkt sitelerinden temas kurun bence. Açıkcası ben Rio da güvenlik açısından pek bir sıkıntı hissetmedim. Sao Paulo daha kozmopolit ve daha kaotik. Pek çok “homeless” mevcut. Hatta benim dünya üzerinde gördüğüm en çok evsiz insan Sao Pauloda idi. Yine de genel önlemler ve gece karanlıkta gidilmeyecek yerlere dikkat ederseniz Sao Paulo da çok tehlikeli görünmedi. Orası için de tavsiye edeceğim bir samba mekanı Bar Brahma, mutlaka yolunuzu düşürün. Özellikle Rio muhteşem bir şehir. Be a local turizm firmasının günlük turunu da tavsiye ederim.
      Şimdiden iyi eğlenceler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir