Trenler, kanallar, bisikletler….2. Gün: Brugge & Ghent ve Delft

Trenler, kanallar, bisikletler….2. Gün: Brugge & Ghent ve Delft

2. günün sabahında büyük bir sürprize uyandık: Sağanak yağan yağmur. Moralimizi bozmadan ve havanın açmasını ümit ederek otelin hemen yakınındaki süpermarketten kahvaltılık bir şeyler satın alıp, odamızda sandviçlerimizi yedik. Gezinin diğer günlerinde de hava durumu çok değişmedi. Genelde bulutlu, serin ve ara sıra da bizi herhangi bir cafeye veya restorana sığınmamızı sağlayan sağanak yağmurlarla geçti.

Otelimizin karşısındaki parkın içinden yürüyerek şehir turumuza başladık.

İlk durağımız The Begijnen olarak bilinen manastırdı. Katolik Manastır, Haçlı Seferlerinde ölenlerin dul eşleri veya bekar kadınların birbirine destek olmak için sığındıkları yermiş. Beguinajlar da denen bu kadınlar Manastırda dua etmenin yanı sıra yaşamlarını sürdürebilmek için tekstil ürünleri üretip satmışlar. 20. yy başlarında Belçika’da 1500 Beguinaj varken, şimdi ise sadece 22’si bu manastırda yaşıyormuş.

Beyaz evlerden oluşan manastırın bahçesine girdiğimizde bu huzur verici ortamdan etkilenmemek mümkün değildi gerçekten. Yaşayanlardan hiçbirini göremedik. Bu huzurlu ve sessiz ortamda biz de fazla ses çıkarmamaya dikkat ederek fotoğraf çektik ve yolumuza devam ettik.

IMG_5700

Meşhur dantellerin (Ülkemizde de benim gibi hemen hemen her kadının çeyizinde bulunduğu için çok ilgilenmedik açıkçası) ve önünden geçerken ağzımızın sulandığı çikolataların satıldığı çokça dükkana rastlamak mümkün.

IMG_5702

IMG_5703

Brugge kanallarından diğer kareler:

IMG_5705

IMG_5716

Markt Meydanındaki Belfort Saat Kulesinin UNESCO Dünya Mirası listesinde olduğunu öğreniyoruz. Saat kulesinin tepesine çıkmadan ve fotoğraf çekmeden şehrin gezilmiş sayılmayacağını söyleyen papillon beni de ikna etti. 366 merdivenlik kuleye (Klostrofobik olanlara çok önermem; zira dar ve loş bir ortam.) nefes nefese tırmanıp, yorulmaya değecek bir manzarayla baş başa kaldık.

IMG_5733        IMG_5743

IMG_5719

IMG_5720

IMG_5722

IMG_5727

Kuleye tırmandıktan sonra cafelerden birinde kahve eşliğinde soluklanarak meydanın keyfini çıkarabilirsiniz.

IMG_5737

IMG_5739

IMG_5754

Sanatkar olduğu her halinden belli olan tonton amcadan (katedralin tam karşısında dükkanı var) orijinal el yapımı bir Brugge resmi satın aldık. Amca meydandaki hediyelik eşya dükkanlarında satılan Çin malı resim ve bibloları satanlara karşı oldukça tepkiliydi. Onunla sanat ve Türkiye üzerine biraz sohbet edip otele döndük. Ghent’e gitmek üzere otelden eşyalarımızı alıp istasyona gittik.

IMG_5755

Brugge’den Ghent’e yarım saatlik tren yolculuğu ile varabiliyorsunuz. Hem Belçika hem de Hollanda sınırlarında yaptığımız tren yolculuklarında hemen hemen hiç sıkıntı yaşamadık diyebilirim. Bilet kontrolü sıklıkla yapılıyor. Biletsiz binilmemesini tavsiye ederim.

IMG_5759

Ghent Avrupa’daki tüm şehirlere kıyasla en çok yaya yoluna sahip şehirmiş. Dolayısıyla bisiklet kullananların sayısı hiç de azımsanacak kadar değil. Hız kesmeden ve her açıdan gelen bisikletleri kollamak yararınıza olacaktir. Öyle ki sanki öncelik yayalarda değil de bisikletlerde. Önüne çıktığında insanın “Kusura bakma, farketmedim” diyesi geliyor. Bisikletlilere özel trafik kuralları bile var. Kırmızı ışıkta arka arkaya durmuş bisikletler bana ilginç gelen detaylardan biriydi.

Sadece birkaç saat duraklayacağımız Ghent’te şehir merkezine ulaşmak gerçekten çok kolay oldu. İstasyondan otobüse binerek 15-20 dakikada şehir merkezindeydik.

Ghent, 1100-1500 yılları arasında Avrupa’nın öne çıkan şehirlerinden olmuş. 13.yy sonlarında Ingiltere’den ithal ettikleri yünler sayesinde yün üretim merkezi haline gelmiş. Bir üniversite şehri olan Ghent’in yarım milyon nüfusunun 45.000 i öğrenciymiş.

Yürüyüşümüze saat kulesinin (Belfort) bulunduğu meydandan başlayarak şıklık yarışına girmiş cafeler, restoranlar ve dükkanların arasından Stadhuis (Belediye Binasi)’e doğru yürüdük. Muhteşem kanal görüntüleri icin Zuivelbrug köprüsünde durduk.

IMG_5765

Leie kanalının çevresinden yürürken yağmura yakalanıp önce oralı olmasak da yağmur hızını artırıp doluya dönünce hemen ordaki bir binanin girişine sığındık.

IMG_5784

Sonrasında havanın açmasını rehberde önerilen bir cafede (Du Progres) oturarak bekledik. Bu süre icinde hem yediklerimizden memnun kaldık hem de kurumuş olduk. Cafeden çıktığımızda şehir bambaşka göründü gözümüze. Sanki hiç yağmamış gibi parlak ve büyüleyici. Değişik mimarili çatılı evleri bir kez de kanal çevresinde yürüyerek gözlemledik.

IMG_5789

IMG_5793

IMG_5794

IMG_5800

St Michelsbrug köprüsünün merdivenlerinden yukarı çıkıldığında Ghent’in önemli sembollerinden olan 3 yapıyı (St Nicolas Kilisesi, Saat Kulesi ve St Bravo Katedrali) bir arada görmek mümkün.

IMG_5791

Fotoğrafin en solundaki bina Tarihi Postane (papillonun objektifinden yapı sayısı 4’e çıkmıs), ortada St Nikolas Kilisesinin hemen yanında saatten anlaşıldığı üzere Saat Kulesi ve sağ arka taraftaki uzun bina da St Bravo Katedrali.

Kilise, katedral vb. binaların içerisi için de “Kesin çok güzeldir” diyerek haklarını teslim ettik ve girmedik. Zira birkaç ülke gezdikten sonra bu binaların hepsi birbiriyle aynı gibi geliyor insana. Sanat tarihçileri için ilginç olabilir.

Son olarak Gravensteen Kalesi’nin heybetine önünden şöyle bir göz attıktan sonra hemen karşısında görünen otobüs durağına gittik.

IMG_5802

IMG_5807

Otobüs bileti almak için makinanın yanına gittik. Paranın üstünü hesaplama zahmetine girişmeden birkaç centimizi yutan akıllı makina sayesinde işler karıştı (1.20 euro olan bilet icin 2.00 euroyu cuk diye mideye indirdi). Hala bir biletimiz eksikti ve bozuk paramız yoktu. Hollanda sınırlarındaki şehirlerden Delft’te konaklamak icin Antwerp aktarmasına yetişmemiz icin zamanımız iyice azalmıstı. Para bozmaya çok da alışık olmayan Avrupa insanına “Şu parayı bozabilir misiniz?” gibi çabaların boşuna olacağını bilen hhy’nin yoğun uğraşlarından sonra otobüse bindik. Otobüste herhangi bir kontrol olmaması içimizi acıtsa da vicdan rahatlığıyla otobüsten indiğimiz gibi tren istasyonuna tabiri caizse depar atarak koştuk, koştuk, koştuk veee Antwerp trenine yetişmemize rağmen Delft trenini kaçırdık. 1 saat kadar Antwerp istasyon civarinda dolandıktan sonra geri dönüp beklemeye başladık. Antwerp istasyonu tarihi, şaşaalı ve büyük bir istasyon olduğundan beklemek hiç de sıkıcı olmadı.

IMG_5817

IMG_5815

Antwerp özellikle Afrikadan gelen elmas ve diğer mücevherlerin Avrupada işlenip tüm dünyaya pazarlandığı bir liman kenti. İstasyon etrafında da pek çok kuyumcu dükkanı gözümüze çarptı.

IMG_5819

(hhy’nin eki: yav şu Antwerp hayvanat bahçesinin oradaki deveye binen çocuk heykeli de ilginç değil miydi? Ben Avrupa’da bu tarz bi heykeli ilk kez gördüm)

P1040275

Antwerp’ten, önce Rotterdam’a daha sonra da Delft’e nihayet varmıştık. Önce otelimizi bulmamız gerekiyordu. Dışarıdan bakıldığında otelden çok herhangi bir apartman dairesi gibi görünen Hotel Grand Canal Station Delft benim beklediğimden çok daha iyiydi. Odanın daha geniş veya iç dekorun daha sevimli olmasının yanı sıra beni asıl çeken kanalın kenarında olmasıydı.

IMG_582411

Ancak şunu belirtmek isterim ki gezi boyunca kaldığımız en pahalı otel Delft teydi. Biz yine de seçenekler içinde en ucuz oteli seçtik ancak geceliği yaklaşık 110 Euro idi. Delft’de daha uygun fiyatlar için erken rezervasyon yapmak gerekiyor.

IMG_5897

Delft daha çok günübirlikçi turistlerin uğrak yeri olan ve onun dışında üniversite öğrencilerine evsahipliği yapan büyüleyici, düzenli ve huzur verici bir yer. Ayrıca belirtmek isterim ki bu gezi için benim en sevdiğim yaşanılası şehirdi kendileri. Sevimli dar sokakları kanallar tarafindan cetvelle çizilmiş gibiydi.

IMG_5830

IMG_5841

IMG_5846

IMG_5855

Meydan oldukça geniş ve yine saat kulesiyle göz alıcıydı.

IMG_5861

Belediye Binası Rönesansın diğerlerine göre farkli bir mimarisi olması yönünden gerçekten ilgi çekici.

IMG_5856

Kanalların etrafında biraz daha dolandıktan sonra yemek yemek için daha önceden hhy nin referans aldığı bir Ortaçağ restoranına doğru yol aldık. Ancak rezervasyonumuz olmaması nedeniyle giremedik. Sadece kapıdan içeriye şöyle bir göz attık. Rehberdeki restoranların da bir kısmı kapanmıştı, bir kısmını da biz beğenmedik. En sonunda bir Yunan restoranında geceyi keyifli bir şekilde sonlandırdık.

IMG_5886

IMG_5884

One thought on “Trenler, kanallar, bisikletler….2. Gün: Brugge & Ghent ve Delft

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir