19. Gün: San Carlos de Bariloche

19. Gün: San Carlos de Bariloche

Dün gece otelimize (La Barraca Suites) yerleşirken aldığımız bilgiler çerçevesinde Bariloche’de bu mevsimde yapılabilecek 3 temel aktivite olduğunu öğrendik: göller bölgesinin en görülesi yerlerinde bir daire çizen Circuito Chico (Minik Çember), Bosque de Arrayanes + Isla Victoria tekne turu ve kayak.
Bariloche’de 3 gece 2 gün geçireceğimiz ve memleketimizde de birçok kayak imkanı bulunduğu için Circuito Chico ve tekne turlarına katılmayı tercih ettik. Ancak Bariloche’yi kış mevsiminde ziyaret ediyor olmamız nedeniyle bir günümüzü tamamen yağmur altında geçirecektik. Tekne turunun biraz daha güzel geçmesi adına yağmurlu olan ilk günümüzde Circuito Chico’yu kendi başımıza yürüyerek yapmaya karar verdik..
Centro Civico

Yağmur bütün turistleri derinden vurmuştu. Ama bizim durmaya pek niyetimiz yoktu. Dersimize iyi hazırlandığımız için pançolarımızı üzerimize çektik ve yola koyulduk. Gerek erzaklarımızı hazırlamak için markete girdiğimizde gerekse otobüs beklerken toplam 5 kişi pançoları nereden aldığımızı sordu. Gerçekten 3 USD’lik plastik şeyler inanılmaz işe yarıyordu…
Parque Nacional Nahuel Huapi şehir merkezinin 20 km dışında ancak collectivo’lar ile 6 peso’ya kolayca ulaşmak mümkün.
Yürüyüş turumuza tekne turlarımızın çıkış noktası olan Puerto Panuelo’dan başladık. Ardından Parque Municipal Llao Llao’ya dalıp Lago Moreno Oeste, Isla de los Conejos’u görüp zorlu bir parkurun ardından Lago Escondido’ya (Gizli Göl) ulaştık. ABD’de elime geçmeyen fotoğraf makinesine bir kez daha üzüldüm. Malum bizim Sony T-10’un kapalı hava performansı çok düşük. Ancak manzaralar muhteşemdi.

 

Lago Moreno Oeste

Lago Escondido

 

 
Bahia Lopez
Gizli gölü arkamızda bıraktıktan ve nefes kesen Bahia Lopez’i de ziyaret ettikten sonra yaklaşık 8km’lik parkuru tamamladık ve Cementerio de Montanes’de minibüs bekledik. Beklemekten sıkılınca tekrar yürümeye devam ettik. Yaklaşık 2 km daha yürüdüğümüzde yaklaşık 1 saattir minibüs bekliyorduk ve gelen giden yoktu. Bulunduğumuz yer güzel olmasına güzeldi ancak dağ başı diye tabir edilen yerden de pek farklı değildi. Tek tük geçen arabalara otostop çekmekten başka çare kalmamıştı. Yürüyüş sırasında ağaç dallarına takılarak paçavraya dönen pançolarımızı çöpe atıp kendimize iyi insan imajı vererek otostop çekmeye başladık.
1,2,3…duran yok.Tipimizde mi bi acayiplik var derken bir yandan da hava kararıyor. Ne yaparız diye düşünüyorum, aklıma gelen en iyi alternatif 1 km gerideki büfeye yürüyüp bir taksi çağırtmak.
Tam ümitler tükenirken bir amca ve teyze pejmürde biçimde kaldırdığımız baş parmağımıza olumlu yanıt verdi ve derin bir oh çekerek ciplerine atladık. Tatlı bir sohbetin ardından otelimize 200 m mesafede araçtan indik.Teşekkürler bizi araçlarına alıp kurda kuzuya yem olmaktan kurtaran iyi insanlar…
Not: Her ne kadar yaklaşık 4 kg lik sırt çantasını yürüyüşümüzün %80’lik kısmında ben taşımış olsam da bugün Funda’nın performansı gerçekten muhteşemdi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir