10. Gün: Buenos Aires

10. Gün: Buenos Aires

Gün yine bir sürprizle başladı. Otele yerleşirken bir sıkıntı olacağına dair almış olduğumuz sinyal gerçeğe dönüştü. Otelde 5 günlük yer yokmuş, o nedenle başka bir otele gidecekmişiz. Booking.com güvenilir bir site ancak otel sahipleri kötü niyetli olunca booking.com ne yapsın. Bize yer yok dendikten sonra booking.com u tekrar kontrol ettiğimde hala yer var gibi görünüyordu. Transferi otel sahipleri yapmayı kabul ettikleri için fazla üzerinde durmayıp kendimizi dışarı attık.

Otelimiz. Odamızın tavanı 4-5 metre vardı sanırım.Herhangi bir levha yok gördüğünüz (ya da göremediğiniz) gibi

BA’daki ikinci günümüzü şehre adını veren güzel havalar (Buenos Aires) ve “bol güneş-temiz hava” sloganı ile Palermo bölgesindeki park ve bahçeleri görmeye ayırdık. Kah Rosedal’ın gül bahçelerinde oturup Salvador’dan getirdiğimiz (yer fıstığına benzer ama tadı değişik) adını bir türlü öğrenemediğim çerezlerimizi yedik, kah Parque 3 de Febrero’daki göllerde amaçsızca dolaşıp kazları sevdik.

    

Buenos Aires’deki popüler işlerden bir tanesi de köpek gezdiriciliği, sahiplerinin gezdiremediği köpekleri belli bir ücret karşılığında gezdiriyorlar. Parklara gelince tasmalarını saldıklarında ise ortalık tam anlamıyla “it sürüleri”yle doluyor.

 
Parklarda dolaşırken bir de camii ilişti gözümüze. İlginç geldi Arjantin’de kocaman camii.
Park gezintisinin ardından Jardin Botanico’da(Botanik Bahçesi) bir molanın ardından, Palermo’nun içlerine doğru ilerledik. Av. Juan B Justo biraz tehlikeli gibi göründüyse yolun kenarları ilginç graffitilerle kaplı. Palermo’nun içi ise arnavut kaldırımlı yolları ile oldukça şirin ve güvenli.

Jardin Botanico

    

Arjantin gerçektende Güney Amerika’daki Avrupa gibi. İtalyan ve Fransız etkisi açıkça görülüyor. Bildiğim kadarıyla Brezilya Arjantinden daha zengin bir ülke. Ancak açıkça görülüyor ki Brezilya’da gelir dağılımı çok daha dengesiz. Buenos Aires sokaklarında adeta Avrupa’da imiş gibi güvende hissediyor insan kendini. Brezilya’da ise her an etrafı kolaçan etme gereği duyuyordu insan. Herneyse, madem bu arkadaşlar İtalyan kökenli o zaman bir pizzasını yiyelim dedik. Yanılmamışız. Süpper bir pizza idi. Ben daha önce böyle bir mozzarella peyniri yediğimi hatırlamıyorum. Bir daha gitmek nasip olur mu bilmem ama tarihe bir not düşmek adına Lucio’s Cafe & Pizzeria, Av. Scalabrini Ortiz (metro durağına çok yakın, ana cadde üzerinde). Afiyet olsun…

Bu arada aldığımız bilgiler ve yaptığımız gözlemler sonrasında saçı ve sakalı kestirirsem BA’da daha kolay kamufle olabileceğimizi düşündük. Netekim ben traş olduktan sonraki 2 günde toplam 3 Arjantinli bize yol sordu. Saç+sakal traşı 30 peso. Anladım ki İspanyolcam henüz berber muhabbeti yapacak kadar iyi değil.Funda bu halimle beni ünlü birine benzetti ama bulamadık bir türlü.Sevgiler…

 

One thought on “10. Gün: Buenos Aires

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir