1.Gün: Rio de Janeiro

1.Gün: Rio de Janeiro

Rio’ya vardığımızda bizi kötü bir sürpriz bekliyordu. Valizlerimiz bizim kadar dinamik olamadıkları için Atlantada kalıvermişti. Allah’tan havaalanında ingilizce bilen bir görevli vardı da derdimizi anlatabildik. Yoksa 5 aylık ispanyolca pek fayda etmeyecek gibi görünüyordu portekizce konuşulan bu çılgın ülkede.

Valizlere ilişkin formları doldurduktan sonra havaalanında biraz Berezilya Real’i bozdurup otelimize varmanın en efektif yolunu aramaya başladım. Funda’nın hemen taksiye binme fikrine valizlerimizin de yanımızda olmayışını da hesaba katarak hele bir dur diyerek cevap verdim. Netekim bizim Havaş benzeri onibus (otobüsten küçük minibüsten ve midibüsten büyük bir araç) 5 BRL taksi 70 BRL, üstelik adı da güzel Realbus. Üstelik dolmuş gibi istediğin yerde de duruyor. Tabii ki atladık hemen. Şoför abiye de harika ispanyolcam ile gitmek istediğimiz adresi ve vardığımızda bize haber vermesini istediğimi söyledim. O da “hallederiz, tamadır” gibisinden bi hareket ile cevap verdi. Bizde gönül rahatlığı ile etrafı seyrede seyrede şehre gitmeye başladık.

Rio belediyesi havaalanından şehir merkezine giderken görünen favela ları gizlemek için zaman zaman setler çekmiş yolun kenarına ama “güneş” balçıkla sıvanmıyor tabii. Trafik aynı Türkiye gibi. Taksiciler ve minibüsçüler en az bizimkiler kadar kıvrak manevra kabiliyetine sahip. Refleksleri de çakı gibi, sinirlendiklerinde küfür etmeleri için 1 saniyeden daha kısa bir zaman yeterli olabiliyor.

Neyse,,,Funda’nın toplam 15-16 saat süren yolculuktan sonra uyuyarak geçirdiği bu yolculuğu ben etrafa bakarak ve elimdeki haritadan nerede olduğumuzu çözmeye çalışarak geçirdim. Şoför abi bizim adrese oldukça yaklaştı ancak durmadı geçtiğimizi emin olduktan sonra dedim “emmi hani bizim adrese geldik sanki ne dersin?” Şoför bey ise “aa evet doğru diyosun sen burda in, şöyle bi u çek kıvrılıp gidersin” diye yanıtladı. “Hı hı sağol” deyip indik ve üstün harita okuma yeteneklerim sayesinde 15 dakikalık bir yürüyüş sonrasında Hotel Monte Carlo’ya ulaştık.

Otel’de kısa bir dinlenmenin ardından ilk günümüzü otele yürüyüş mesafesindeki Centro, Lapa ve otelin bulunduğu Gloria bölgelerini görmeye ayırmaya karar verdik.

İlk durağımız, “bu nedir aceba?” deyip içine girdiğimiz ve sonradan Catedral de Sao Sebastiao olduğunu öğrendiğimiz yapı

  Rua do Mercado

Praça XV de Novembro 

 Palacio Tiradentes

Praça Tiradentes

Bu muhitler bizim Kızılay-Ulus tarafları gibi.İlk gün valiz olayı ve yorgunlukla birlikte biraz hayal kırıklığı yarattı. Herkesin hayran kaldığı Rio bu olamaz…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir